9 Aralık 2010 Perşembe

Hoşuma gidenler

Benim için alışverişin anlamı ev veya kişisel ihtiyaçlar için gerekenleri satın almak olmuştur.  Yani öyle dayanılmaz, karşı koyulmaz bir dürtü değil.  Mağazaları dolaşmak hoşuma gitmez, sıkıntı verici bir şey.
Kıramadığım bir arkadaşıma eşlik ettiğimde bile aklımda sadece ayak tabanlarımı hissetmediğim kalır.
Ne vitrinler, ne de başka birşey.  Bu "deneyimlerde"  tek eğlenceli bulduğum kısım kahve molası faslıdır her vakit.  Ne yapayım, buram buram kahve kokusunu içime çekip  etrafımdaki telaşlı insan selini seyre dalmak çok hoşuma gidiyor.   
Tatillerde, kısa süreli günlük gezilerde, tabi fırsat olursa küçük de olsa bir şeyler almak hoşuma gider.  Veya ufak anıları eve getiririz, mesela deniz kabuklarını


çok beğendiğimiz bu tabloyu da  Yeşildirek'te bir han'da görüp almıştık

boncuklarımı Baturumun bana hediye ettiği bu kutuda topluyorum, benim için çok kıymetli

renkli abajurlu lambamızı, inek kumbaramızı, annemin Konya'dan getirdiği su testisini, eski sütlüğü, ham ahşap olarak alıp yeşile boyadığımız gitar cd'liğimizi, Baturun çektiği sahil fotoğrafını yerleştirdiğimiz sandal çerçeveyi, bardak poşet çayları sakladığım kutuyu, kapımızdaki artık rengi solmuş süsleri,  şömine rafından söktüğümüz taşı(şimdi girişte çiçeklik olarak kaldı),  fil kalemliğimizi(aslında bir zamanlar fincandı), sokakta tezgah açan ilkokul çocuklarından aldığımız bilgin şirin ve kitabını gözümüzün önünden ayırmıyoruz.






















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder