10 Aralık 2010 Cuma

Vejetaryan

Vejetaryan değilim, yani değiliz. Ancak olmazsa olmaz et yemekleri demeyiz.  Bu yemeğin tarifini yıllar önce bir dergide(yanılmıyorsam) görmüştüm. Akdeniz ülkeleri mutfağında oldukça bilinen bir tarif.  Biber, domates, soğan, pirinç birbirine çok uyumlu. İtalyan rizotosunu andırır, belki de yakın akrabasıdır, kimbilir?..


Malzemeler:
5 adet dolma biberi, 2-3 adet kuru soğan, 8-9 domates veya 1 ad. doğranmış domates konservesi, 1 bardak pirinç, zeytinyağ, tuz, karabiber

Yapılışı:
Yağ tencerede kızdırılır ve önce doğranmış soğanlar iyice kavrulur. Küçük kıyılmış biberler eklenerek kavrulmaya bırakılır. Domatesler küçük doğranarak ilave edilir ve suyu çektirilir. Tuz ve karabiber ile tatlandırılır. Son olarak pirinç eklenir ve karıştırmadan üstüne istenen ölçüde su eklenir.(eğer pilav kıvamında olması istenirse pirinç miktarına göre su eklenir, eğer biraz daha süt pilavı kıvamında olması isteniyorsa biraz daha fazla su verilir)
Pişene kadar kapağı kapalı olarak kısık ateşte bırakılır.

2 yorum:

  1. çok yanlış bir girişim vejetaryanlık. geçen sene 8-9 ay kırmızı et yemeden yaşadım. ama kan basıncım düştü, direncim zayıfladı, kolay hasta olur hale geldim. ayrıca pasif, çelimsiz ve yetersiz duruma düştüm. insanı insan yapan, homo ergaster denilen atalarımızdan itibaren et yenmeye başlamasıdır. homo ergaster çiğ et yiyordu, ardından gelen daha gelişmiş tür olan diğer atamız homo erectus ise ateşi keşfedip, çiğ eti pişirdi. yani maymundan şu ana gelmemizde et yemenin bayağı rolü var diyebiliriz. et yeme bizi maymundan insana çevirmedi elbette, ama maymundan günümüzdeki gelişkin ve zeki hale gelişimiz sürecinde, bu sürece paralel olarak et yeme özelliği de kazandık. geçen sene beyaz etin dışında et yemiyordum. ama şimdi, domuz, dana, kuzu, keçi vs. fark etmeden hepsini tüketiyorum.

    YanıtlaSil