8 Şubat 2012 Çarşamba

Ev gibisi yok


Ev gibisi yok, evden her uzak kaldığında bunu tecrübe etmiştir insan. Yolculuğun heyecanı ile hazırlanan bavullar bagaja yerleştirilip, yol haritaları, sözlükler, fotoğraf makinasının unutulmamış olduğundan emin olmak ister son bir kez daha. Sonra bir an evvel yetişmeyi düşünür, tarifeli bir uçuşa, gemi, otobüs veya tren seferine. Ardında bıraktıkları aklının ucundan geçmez çünkü uzaklaşan bizzat kendisidir.
Yeni yerler, şehirler, ülkeler hatta kıtalar insanın içinde uyuyakalmış maceraperest yanını uyandırır. Belki de uyanan içimizde saklanan çocukluğumuz, kim bilir?.. Her ne kadar sıkıntılı bir iş gezisi olsa da bizi gurbete savuran, içimizdeki çocuğun şefkat arayışı uzakta kalan evi derinden özletir. Öyle bir hasretle -ki dilin inkar ettiği- aranır olur bakışlar, eller ve olmazsa olmaz gönül: evde bırakılmış olanlar, sıcaklık, huzur ve tatları...

eylül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder