31 Mayıs 2012 Perşembe

Huzur

Hiç bir hazinenin satın alamadığı,  hiçbir bedelin karşılığı olmayan  huzuru sorma bana.   O duygunun hissettirdiklerini anlatabilmeyi çok isterim.   Bildiğim şu ki, hissetmek   kadar  berrak olsaydı anlatmak, hayat  bambaşka olurdu.  O zaman insan, ruhuna ait huzur ile, hayatı farklı kılabilir, hatta bunu yapardı.   Bunun olmasını çok isterdim. 
Hayatın karanlık yağmurlarından korkuyorum. Ruhunu terk edenlerden,  huzursuz yüreklerden  korkuyorum.  Kendim için değil...
Nasıl böyle körü körüne yürüyorsun, kaderinin çizdiği yolda?  Neleri görmemen için yemin ettirildi sana?   Tükenmez hırslarını fark etmem için kalabalıkların arasına karışmam   gerekmez, simsiyah bir bulut birikmiş üstünde, farkında bile değilsin. 

Bir çok kez çıldırmış olmayı diledim. Sanmıştım ki, hiçbir şeyin farkında olmamak daha kolaydır. Gördüklerimi düşüncelere dökmek korkutmuştu, aklımı kaybetmeyi  yeğledim. Sonra anladım ki bu daha zor. Hapsolmak, nefessiz kalmak gibi.  Düşün; çığlıkların hepsi  kilit altında, ışıksız ve sessiz.  Duyguları isimsiz ve sahipsiz bırakmak,  çıldırmak gibi. 

Şarkılar yazdım. Şiirlerimdi notalara takılan ve müzik yüreğimin içinden aktıkça yenilenmeyi yaşadım.  İnanç ile beklemeyi, sabır ile bekleyip inanmayı hissettim.  Cümleleri  biriktirmedim,  şiirlerimin tek bir mısrasını bile saklamadım, düşünmedim bile.  Elime konmuş mavi bir kuş misali uçmasını izledim, yazdığım her kelimenin.  Gelişlerinin sebebi  var diye, gitmeleri  gerekirdi...  Tıpkı senin de gitmen gerektiği gibi. Benim gibi...   O mavi kuş hala kanat çırpmakta, kelimelerim  bitmedi hala.

Huzuru sormuştun, anlatmadım, değil mi?..  Hayatı anlatırım, rengini, sesini uzun uzun yazabilirim.  Benzetmelerle güzelleştirebilirim hayatı, heyecanlı, neşeli veya hüzünlü  hikayelere dökebilirim. Belki sonra hayat bir senaryo olur, sonra film, reytinglerle ömrü biçilen bir televizyon dizisi, falan...   Politikayı yazabilirim, taraf olmayı, taraf tutmayı,  birbirimizden hiç farkımız yokken, yabancılaşırız...  Neden? - diye haykırabilirim, anlam vermeyebilirsin ve işte o zaman birimiz çıldırmanın eşiğinde o karanlık bulutun yıldırımı  olabilir... 

Huzuru sorma, tarifsizdir...

eylül


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder