17 Mayıs 2012 Perşembe

İstanbul'a dair

Ah, İstanbul... Ben senden kaçıp gitsem de kalacaksın içimde... Öyle bir kalacaksın ki, sana dair ne varsa İstanbul, acıta acıta üstüme gelecek... Sana dair ne varsa, dudağımın kenarında unutulmuş bir mutlu gülümseme olacak... Bir kere kapıldım ya sihrine, zehir içirsen  şerbet diye yutkunurum... Sokaklarını, kendini gizleyen güzel kuytularını, arsız gecelerini, masum sabahlarını, sensiz gündüzlerini sevdim be İstanbul! Sabrını, suskunluğunu sevdim. Gecenin en sessiz vaktinde yaralarına bakıp içini çekmeni... Asaletini sevdim; karanlık çıkmazlarda kanarsın da çığlıklarını kimseye duyurmazsın... Yokuşlarını sevdim, eski taş merdivenlerini. Her bir basamağa oturduğumda üstünden gelip geçenlerin hikayelerini anlatmanı sevdim... Binbir yüzünü sevdim, seslerini, ışıklarını... Sokak köpeklerinin nemli gözlerinde anlamsız hüznü görmeyi öğrettin bana... Kaybolmayı öğrettin. Kendimi bulduğum için şükretmeyi...

İstanbul... Herkesin ve kimsenin şehri... Kadın olduğunu düşünmüşümdür; sıcak, sımsıcak bir kadın... Alev alev saçların, yemyeşil gözlerin var diye düşündüm. Şuh kahkahalarının ardında aslını gizlediğini... Upuzun eteklerini savurduğunu kıyıdan kıyıya, beyaz gerdanında mavi boncuklar dizili. Atlıkarıncanın üstündeki kadına benzetirdim seni... Lunapark güzeli...
Deniz kızına benzetirdim Seni; aşık olup kıyıda kalmayı seçmiş deniz kızı... Martıların haykırışlarıyla yırtılır hasret gömleğin, her an... Dalgaların her biri derinlerden Sana bir çağrı... Yüreğin kıyıda...
Çocukluğu olmayan yaşlı bir adam olduğunu düşündüm... Düşlerinde oyuncaklarını bekleyen... Yaşlı ama yaşlanmamış, yüreği çocuk bir adam... Gözlerinde durmuş iki damla yaş, yüzünün her karesinde bir sır... Her kırışığında çıkmaya hazır masum sevinçler gizlenmiş... Bakışları gökyüzü... Balonlarını uçurmuş bir çocuğun bakışlarına benzer gökyüzün İstanbul...

Bana Aşk' ı fısıldadın İstanbul... Aşk olmamı bekledin... Aşk oldum, gördün... Aşk ile eridim, şahit bir Sen' din İstanbul. Gecelerine sarıldım, göz yaşlarım bulaştı gecelerine... Martılarını benim için uçurdun, gökyüzü benim için maviye boyandı... Dalgaların köpüğünde alıp götürdün, kavuşturdun hayallerime... Aşk'ın içindeki sabrı fısıldadın bana... Aşk'ı doladın dilime... Aşk ile buluşturdun, ağırladın sahilinde, sabahlara kadar... Ben Aşk oldum İstanbul!.. Her şeyimi bir Sana anlattım...
Şimdi sıra sende; gitmek mi, kalmak mı zor, söyle İstanbul?..

eylül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder