7 Mayıs 2012 Pazartesi

Kahveden, sütten, içecekten

Olmazsa olmaz: kahve



Mayıs'ın ilk haftası. Tabiat tarafından şoklanıyormuşum gibi: evin içinde giydiren serinlik, dışarısı ise günlük güneşlik, tedbiren giyilen rüzgarlık bile ağır  gelir oldu. Yaz gelmiş nihayet dedirtirken hava sıcaklıkları, öte yandan eyvah, yağmur diye koşturtan karanlık bulutlar pusuda.  Yapacak birşey yok,  kendini bu heyecanlı bahara bırakmaktan başka.
Mevsimler hala farklı yaşansa da maşallah manavda, markette pazarda her nevi meyve, sebze mevcut.  Hepsine toptan bütün yıl sevinmekteyiz, elbette  hesabımız tutuyorsa.  Şahsen, mevsim dışı bildiklerime itibar etmem,  lakin bilinmezler öyle çok ki ve ben bu konuya nerden giriş yaptım?..
Hah, kahveden, sütten yazmayı düşünmüştüm, hatırladım.  
Bizim evde kahvesiz olmaz durumu yaşanır, laf aramızda, yan etkisi hiç görülmedi bu saate kadar.  Çay saati yaşanmaz ve de kahvenin saati hiç olmaz.  Sade, şekersiz.  Bu sebeple birkaç satır çiziktirmek istedim hakkında.

Kahvenin hiçbir besleyici özelliği yok yani sıfır kalori(tabi ki krema, şeker katmadıkça); canlandırıcı, uyarıcı ve dinlendirici bir içecek olarak bilinir.  Bir fincan kahve ile misafirler ağırlanır, dostlukların  ateşi harlanır, hatır sayılır. 
Türk kahvesi arzuya göre şekerli, orta veya acı olarak pişirilir, koyu ve kaymaklı.  Farklı hazırlama biçimleri var: suyu ocakta kaynatıp şeker ile kahveyi  eklemek, kahve ile şekeri karıştırıp soğuk suya ilave edip ocağa almak ki doğru olarak kabul edilen budur.  Soğuk suda eritilen şeker ve kahve ağır
ateşte karıştırılarak pişirilir.  Bu arada kahve aroması her yeri dolaşıp tekrar cezvenin içine döner.  Kahve kabarır, hafifçe kaldırılır cezve, köpük iner,  tekrar kabarmaya alınır ve... hazırdır.
Şekerli kahve bire iki veya üç ölçülerinde yapılır, bir kaşık kahveye iki veya üç kaşık şeker koyulur.  Ola ki kaymaksız kahve tercih edildiyse, cezveyi  ocaktan alır almaz içine 2-3 damla soğuk su damlatılıp az bekletilir ve ondan sonra fincana dökülür.  Kahve pişirmek sanat gibi, bir evde kim en iyi  kahveyi yapıyorsa bu iş ona kalır. Dedem oturduğu yerde, ocağın ateşinde pişirirdi, herkese değil, misafirlere sadece ve ben onu o zamanlarda seyretmeyi  severdim. Bir ritüel gibi hazırlardı cezveyi ve kabarana kadar ateşin üzerinde gezdirirdi.

Hayat, zaman ve yaşam koşulları değiştikçe, kocaman gezegen küçüldükçe, kültürler birbiriyle kesiştikçe  farklı kahve tatları damağımızda eridi.  Farklı bir isimle hatırlasam da french press coffee diye adlandırılan, üzerine sıcak su dökülerek hazırlanan,  iri taneleri olan farklı bir kahve türünden
bahsetmek istiyorum.  Kahve makinasında hazırlanır  ancak ev şartlarında da bu mümkündür. Sıkı kapatılabilen, duvarları kalın porselen kaba bırakılan  50 gr filtre kahvenin üstüne 1,5 litre kaynar su  dökülür ve sıkıca kapatılır, etrafı yumuşak yün örtü ile sarılarak bekletilir. 15-20 dakika sonra kahve
içilmeye hazır olur.  Hayatın hızına uymaz diye düşünürseniz size kalan kahve makinası almak.

Bizim kahramanımız hazır kahve(tercihimiz nescafe), suda çözülebilen, oldukça minik tanecikleri olan kahve konsantresi. Üzerine sıcak su dökülerek, ister  süt, krema, şeker ilaveli veya ilavesiz içilebilir. Piyasada fındıklısı, çikolatalısı, sütlüsü, sadesi, üçü bir arada, ve aklıma gelmeyen çeşitleri mevcut.  Bu  kahvenin bir de kaymaklı olarak hazırlanışı var, biraz kol kuvvetine bakar, lakin lezzetli.  Hazırlanışı: hazır kahve fincanına 1 kahve kaşığı kahveye 2 veya 4 kahve kaşığı toz şeker eklenir, karıştırılır. Bu karışıma yaklaşık olarak 1 kahve kaşığı soğuk su dökülür ve kaşık yardımı ile karışım krema halini alana  kadar kuvvetlice karıştırılır.  Koyu ve pütürsüz krema hali alan kahve ve şeker karışımı üzerine hafif karıştırarak sıcak su eklenir.  Bu ölçü bir kişiliktir bu yüzden herkesin eline fincanı, kaşığı falanı verirseniz herkes için ayrı ayrı uğraşmazsınız(şaka, şaka).   Hazır kahve  yarı yarıya süt ile hazırlandığında da  nefis bir içecek olur.  Kek, pastada aroma olarak kullanılır(sadece tiramisu 'da değil, yine talihsiz bir şaka).
Her neyse,  kahveden bahsetmek istedim,  sade'ce kahveden. Oysa var da var hazırlama çeşitleri, hem de başdöndürecek kadar çok: espresso-americano-mocha-macchiato-latte-cappuccino-frappe vs...
Yani, bir fincan kahvenin değişmez lezzeti eşliğinde ancak buraya gelebildim, bir de akşam pişirdiğim çikolatalı kurabiyeler. Afiyet olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder