6 Ekim 2012 Cumartesi

Silah gibidir düşünceler


Bazen,  dağın zirvesinden gelen buz gibi akan bir derecik olasım gelir.  Taşların üstünden atlaya atlaya   kristal berraklığında dökülesim  gelir.  Bir hareket, bir heyecan, bir maceranın ortasına düşesim gelir. Oysa maceraların hepsinin içindeyim, en baştaki: Hayat.   Öyle bir hissettirir ki kendini...
Aşk'ım, "düşüncelere teslim olma sakın" der. Düşüncelerin sağı solu belli olmaz çünkü. Sorgular, yargılar,  sonuçlara vardırır düşünceler.  Haklı, bence, bir yere kadar. 
Silah gibidir düşünceler  ve asıl önemli olan ise silahın kimin elinde olduğudur.  Kimi; ateş eder, sağı solu  ayırt etmeden, sadece kendi güvenliğini-güya- sağladığını düşünerek.  Kimi; güçlü olmanın peşinde,  silahıyla dize getirme planları kurar, sinsice, hem de nasıl. Kimi;" lazım olur" havasında, yayıla yayıla  felaketini bekler...
Bir de onuruyla silahlananlar var, çok da güçlü değildir onların cümleleri, ve aslında silahsızdır...
düşünceleri. Yine de en korkulandır onlar. 
Düşüncelerden korkmadım desem, doğruyu söylemiş olurum. Düşüncelerin labirentinde kaybolmayanların  zaferine inanmışım bir kere... Bu da bir mesele ya.
Eski bir arkadaş-okuldan-demişti ki: "zor edebiyatın var".   Kime veya neye göre zor?.. Sormamıştım.
Herkesin başına gelmiştir: bir kitaba başlarsın ve bir türlü bitmiyor, bitemiyor sayfalar. Mümkün değil,  anlayamıyorsun konuyu, bağlayamıyorsun hikayeleri, karakterler bir türlü canlanamıyor zihninde.
Herneyse. Bir süre sonra; belki aylar, yıllar geçmiştir üstünden, pek bir anlaşılır gelir satırlar, oysa aynı  yazarın kitabıdır okuduğun... Anlayana...
Belki cilt cilt kitabımın basılmayışı şu zor edebiyatım yüzünden.  Karakterlerimin gerçek oluşundan, bir  gram hikaye veremediğimdendir, kimbilir.   Hikayedendir oysa hayat, lakin hiç de hikaye gibi değil: net, keskin ve sade.  İnsanın aklı karışır, değil mi?..
Misal; dost deyip hayatının içine alırsın, elinde olmasa da var edip uzatırsın, zaman, yer demeden yanında  olursun ve sonunda onun sadece kara gün dostu olduğunu görürsün. Neyse, buna da şükredip, isyanını içinde bırakırsın: bir ses fısıldar: "sen kimsin ki"...  Bu da geçer ve "bir gün, nasılsa anlar" diye düşünürsün ve o  bir gün geldiğinde onun için hazır olacağını bilirsin. Al sana hikayeden  hayat!.. Edebiyat mı zor şimdi?..
Bana göre bir bulmaca gibidir Hayat, belki bir körebe oyunu.   Yavaş yavaş çözülür bilmeceler, anlayan  anlar sadece, anlamayan ise düşüne dursun...

eylül
  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder