11 Kasım 2012 Pazar

Sanalika

İnternet: hayatı kolaylaştıran teknoloji, elbette kullanım sebepleri göz ardı edilmeyecek kadar önemli. Herneyse; sıkıcı banka işlemlerini şubeye gitmeden, sıra beklemeden, bir-iki tıklamayla halletmek, cilt cilt ansiklopedi karıştırmadan sorulara cevaplar bulmak, alışveriş etmek, vergi, ehliyet, pasaport, sosyal güvenlik ile ilgili işlemde bulunmak gibi kolaylıkların herkes farkında. Blog yazmak ve okumak, sosyal ağlara üye olmak, takip etmek, internet üzerinden iş kurup para kazanmak günümüzde oldukça yaygın.
Diğer yandan, türkçemizin canına okunduğu, çeşit çeşit akımların yaratıldığı, teşhirciliğe varacak düzeyde özel hayatın deşifre edildiği, sanal dolandırıcılığın, siyasi ve dini oluşumların eylem tetikleyicisi, etki altında almak gayesiyle fikir despotluğu yapıldığı yer yine internet. Kısaca; ne için kullanılırsa öyledir...
Albert Einstein nükleer teknolojinin önünü açarken bir ırkın bir diğerini yok edecek silahları hiç düşünmedi. Belki de düşünmeliydi. Belki de tüm bilim adamları ilk önce insan psikolojisi ve davranışları konusunda eğitim almalılar. Çünkü insanın içinde hırs, fesatlık, var olmak için yok etme güdüsü ve bir çok tohum filiz verebilir.
İnsan seçtiği rolün kisvesini hayata taşır. Seçim hakkına sahip, evet, olağanüstü dengenin terazisi kurulmuştur bütününde ve hangi kefenin ağır geldiğini kendisi de farkında, lakin inkar daha kolay...
Aslında özel hayat der demez durup sınırları belirlemeli insan, hem kendisi hem geri kalan herkes için. Aksi halde hiçbir şeyin özelliği kalmaz. Devamında ne saygı, ne onur, ne kişilik kalır; başkalarına göre davranılır, yaşanır, karar verilir. Elbette insan egosu dillere destan, ne oluyorsa ondan dolayı olmuyor mu?..
Aile fotoğrafları duvarları yükseliyor internette, öyle masumane değil, her etkinliğin, hatta atılan her adımın fotoramanı asılı sanal dünyada. Haykırıyorlar sanki, insanın kendine özgüven eksikliğini, başkaları tarafından onaylanma isteğini?!.. Bir kıyas hengamesi ve hep "en" olmayı, hep "çok" olmayı haykırışları yankılanır boşlukta... Peki ya... bana ne?.. Şeytanın sefahati için  gözünü yummalı mı insan?..
Mesele internet değil, onunla ne yaptığımızdır.

Kimbilir, belki yüreğimizi unutmak üzereyiz?..

eylül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder