12 Aralık 2012 Çarşamba

Dinliyor musun?

"Bana kulak ver ki,
 sana ses verebileyim."

Halil Cibran


Olaylara benim gözümden bakabilir misin, yoksa  sözümü kesip fikrini söylemek için acele mi ediyorsun? Söylediklerimi  anlamadan tartışıyor,  ben  konuşurken sen vereceğin cevabı mı düşünüyorsun? Hoşuna gitmedi diye konuyu değiştiriyor musun? Söylediklerime odaklanamıyor musun?  Eğer öyle  ise; farkında olmadan bana dinlemeye değer biri olmadığımı,  senin için önemli olmadığımı, düşünce ve duygularımı umursamadığını açık ettin, eyvah!..

Dikkat ile dinlemek, sadece kelimeleri, cümleleri değil, verilen mesajı duymak saygının işareti ve sevginin ifadesi...  

Dinlemek ve dinlemek var;

İnsan, hakikati, bilgiyi kişisel amaçları  için kullanmak üzere dinleyebilir.  Ya da ilgisinin temelinde başkalarının acıları ve başarısızlıklarından aldığı haz  ile  dinleyebilir.  Üçüncü kişiler hakkındaki iftiraları ve önyargılı söylevlerini küstah merakı ile  dinleyebilir, başkalarının özel hayatını hiçe sayıp gözetleyebilir,  veya can sıkıntısından, mecburiyet, nezaketen(?!) dinleyebilir.

Lakin, samimi endişe ve empatiyle de dinleyebilir.  Konuşma esnasındaki her duraklama  anında yardım etme isteğini ve desteğini belirterek, teşvik ederek, teselli ederek ve anlamaya çalışarak  da dinleyebilir.   Karşısındakini olduğu gibi görüp  kabul ederek, dışlamadan, yargılamadan dinleyebilir.

Dinlemek ilgi ve şefkattir; bir başkasının duygularını anlamak için bilinçli bir gayret, fikir ayrılığı sözkonusu olsa da ona sevildiğini ve kabul gördüğünü  hissettirmektir.  Boş, gösterişli nezaketten uzak, ilgilenmektir.

Kelimeleri duymak başka, dinlemek bambaşka.  İçeriği genel olarak kavramak, bakış açın ve ruh haline uygun bilgileri kabul etmek farklı,  kendi  fikirlerini bir  tarafta  bırakıp dinlemek farklı.  Dinlerken veya konuşma esnasında kendi içinde olanlara kulak verip öfkelendiğini mi, kışkırtıldığını mı  anlamaya çalışmak  başka, söylenenlerin  duygularınla kesişmesini  önlemek, onları kenarda bırakıp içerikteki mesajı doğru algılamak  bambaşka.

Dinlerken sadece kulaklarınla değil, aklın, yüreğin, bütününle  dinlemelisin.  Empati, ilgi ve onu tanıma arzusuyla dinlemelisin.  Dinlemek, onu kendinden  saymak, kendinden vermeye hazır olmak, tinsel paylaşımı olası kılmak ve  her iki tarafın maneviyatının zenginleşmesidir.

Nitekim;
İlişkiler, iletişmek gayret ve azim gerektirir. Akıntıya karşı yüzmeye benzer; kendini bırakmak istesen sürüklenirsin. Bazen sonsuza kadar... 

"Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
 Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
 Ne görebiliyorsun,
 Ne duyabiliyorsun."


Halil Cibran

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder