6 Ocak 2013 Pazar

Mısralar... Hoşçakal Kardeşim...


Hayatı duymamak için müziği örtünüp, pencere pervazındaki serçeleri seyrediyorum. 
Bir avuç buğday kırığı ile başlamıştı bu cıvıltılı dostluk.

Bulutlu gri kubbe öyle yakın ki yere, elimi uzatsam dokunurum sanki.

İsli dumanlı, mekanik hırıltıyla nefes alıyor şehir, bugün  biraz pervasız, biraz üşümüş.

Gizemli bekleyişin izi var havada ve uğultulu bir sessizlik. Deniz ufukta gökyüzü ile buluşmuş,
sütün içine karışmış bir damla çivitin maviliği renginde bir  randevu.

Yüreğim öyle sıcak ki...

eylül



Nur içinde yat...

2 yorum:

  1. Hele kışın aç kalıyor bu yavrucuklar:((Şenay da gitti...Cem Karaca, Barış Manço, Ayten Alpman çocukluk, gençlik günlerimizdeki yıldızlar birer birer gidiyor...:(
    Amin....

    YanıtlaSil
  2. evet:-(... eşim ve ben eski şarkıları dinlemeyi seviyoruz; farklı bir dünyayı anlatıyorlar sanki; bilmiyorum, 50-60 yıl sonra şu an gündemde olan şarkılar aynı etkiyi yaratabilir mi...ve sanmıyorum.

    serçeler ise her kış pencere pervazında, yazları ise kimbilir nerelerdeler:-)

    YanıtlaSil