17 Mart 2013 Pazar

Aslı'nın Günlüğü

Hayat bir panayır

Her zamanki gibi  içinden tekrarladığı çocuksu duasıyla kapı eşiğini atladı.  Başını eğip, hızlı adımlarla yürüdü. Sokağın  iki yanındaki binalar  üstüne yıkılacakmışçasına tehditkar ve korkunç göründüler ona, yine. Kalbindeki çarpıntı ellerinin titremesine, alnında beliren küçücük ter damlacıklarına yansıdığında nefesi iyice daralmış  gökyüzüne baktı. Gözlerine düşen solgun mavi ışık  saklı kalmış bir  yakarışı açık etti, bir anlık. 

Hayatın her telinin tınısından usanmış,  bezginliğin son basamağında, kendini bırakacağı uçurumun  ucunda olduğunu  düşündü.  Tatsız, tuzsuz, dayatılmış  gerçeklerden, mide bulandıran yalan dolanlardan, anlamını yitirmiş doğrulardan,  acınası yanlışlardan uzağa kaçmanın mümkün olmadığını düşündü.  O uçurumda bile...

Çılgın panayırın tam ortasında olmak: yaşamak buymuş demek.  Dur durak bilmeyen zamanın günleri rutine bağlaması,  takvimlerin tekrarlanması ve adı konmayan, sonu gelmeyen, bulaşıcı isyan. İsyan ki;  yapmacık davranışlardan,  ikiyüzlülükten, içi boş yaşanmışlıklardan ibaret.  Zihninde kocaman kamp ateşleri yakılmış, koro halinde aynı   nakarat takrarlanmakta: kaçış yok...

Sokağın bir diğer ucuna kadar uygun adım eşlik etti düşünceler.  Fırtına öncesi kırlangıç uçuşu  gibi alçaktan geçip kanat  çırptılar yine.  Ne havadaki bahar kıpırtısı, ne de kışın giderayak kondurduğu ilik donduran busesi; Aslı hiç birinin farkına  varmadı.  Kocaman, duman koyusu bir bulut inip yerleşmiş gibi  içine, ağır bir is kokusu göğüsünün orta yerine  kıvrılmıştı.

Birden leylakları anımsadı, gülümsedi. Minik yapraklı çiçeklerini,  yumuşacık kokusunu, salkım salkım dökülüşüne  dokunmayı  özlediğini fark etti.  Yol kenarındaki akasya ağaçları dallarında sabırsız tomurcukları aradı gözleri. Evden beri  onu takip eden sokak köpeğine gülümsedi, korkmadan. 
Katran izi gibi sıvanan hayata rağmen gülümsedi, olabildiğince  geniş ve güneşli...

eylül



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder