30 Ekim 2013 Çarşamba

Ve...

Anlar olur, zamanı durmuş gibi  hissettiren.  Hayat,  kainatın o inanılmaz sonsuzluğunda eriyip yok olur ve bana, zamanın geri kalan kısmında onları beklemek kalır.  Eskimek isterim o anlarda,
hem de delicesine isterim. Öyle bir sınama ki yaşamak, kaçamadığın, es geçemediğin... Ve yorgunum, sahteliğinden, abartı, kibrinden. Umutlar dokunur ya ruhuma, güneşin neşeli ışık hüzmeleri gibi sıcacık  olur içim. Sığınır gönlüm o mutlu limana, uyuyakalır günler, haftalar, unutur hayat, beni...  Yüreğim çığlık çığlığa  hislerimi haykırır, aynadaki ben değilim..

eylül

28 Ekim 2013 Pazartesi

ATATÜRK ile Cumhuriyet Türkiye


Mustafa Kemal ATATÜRK' ün Toprak bütünlüğü ve Vatan hakkında söyledikleri:


"Şurada acıklı bir gerçek olmak üzere bildireyim ki, ülkemizde pek çok yabancı parası ve bir çok propagandalar dönüyor. Bundaki amaç pek açıktır ki; ulusal eylemi başarısız bırakmak, ulusal isteklere inme indirmek, Yunan, Ermeni isteklerini ve yurdun kimi önemli kesimlerini işgal amaçlarını kolaylaştırmaktır.
Bununla birlikte her dönemde, her ülkede ve her zaman ortaya çıktığı gibi bizde de kalp ve sinirleri donmuş, anlayışsız insanlarla birlikte vatansız ve aynı zamanda kişisel emel ve çıkarını, yurt ve ulusun zararında arayan alçaklar da vardır. "(23-7-1919 - Erzurum Kongresi)


"Allah nasip eder, ömrüm vefâ ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım. "(1933, General McArthur'a)


"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz (Onun için küçük, büyük her cüzütam, bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her cüzütam ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cüzütamlar, ona tabi olmaz. Bulundugu yere nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur. Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mutlu olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi saadetini memleketin ve milletin saadet ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur. " (Sakarya Meydan Muharebesi Yazılı Emir'den)


"Avrupa’da, İstanbul ve Meriç’e kadar Batı Trakya, Asya’da Anadolu, Musul arazisi ve Irak’ın kuzeyi. Arkada kalan ve sırf Türk olan her yeri isteriz. Bunları kurtarmaya azmettik ve kurtaracağız."  (30 Ağustos 1922, Le Figaro)


"Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mutlu olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi saadetini memleketin ve milletin saadeti ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.
Vatan sevgisi, ruhları kurtaran en kuvvetli rüzgardır.
Kırk asırlık Türk yurdu, yabancı elinde kalamaz.
Majesteleri, merak etmeyiniz, vatanımın toprağı temizdir. Elinizi kirletmez!"
  (Filikadan Dolmabahçe Rıhtımı'na çıkmaya çalışırken elini yere değen, kendisine yardım etmek için elini uzatan Atatürk'ün elini tutmadan önce, elini silmek isteyen İngiltere Kralı VIII. Edward'a. Bu sözün ardından Atatürk Kral'ın elini tutup bir hamlede kıyıya çıkarmıştır.)


"Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türktü bugün de Türktür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.
Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır.
Yurt sevgisi ona hizmetle ölçülür.
Milletime söz verdim Hatay'ı alacağım. Namusum üzerine söylüyorum ki, o Türk toprağını Fransızlara bırakmayacağım. Ben sözümü yerine getiremezsem, milletimin önüne çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, yenilmem, yenilirsem bir dakika yaşayamam!"  ((29 Ekim 1937- Cumhuriyet Balosu'nda Fransız Büyükelçisi'ne hitaben)


" Buyrun, şimdi konuşabiliriz! " (1937 - Diktatör Mussolini adına kendisinden Güneybatı Anadolu'yu [Muğla, Antalya ve çevresi] isteyen İtalyan Büyükelçisi'ne, içeri gidip mareşal üniformasını giyip geldikten sonra.)


Not:
Günümüzde Büyük İnsan, Vatansever, Komutan, Başöğretmen ATATÜRK' ün büst ve anıtlarına saldıran, kindar, cahil, kirli siyasetin güdümünde olan asıl Vatan hainlerine soruyorum: yüreklerdeki anıtları yıkabilir misiniz?.. 

27 Ekim 2013 Pazar

Buluşamayanlar

Kader: yolları haritalara çizilmemiş, işaretleri dizilmemiş; kimi, yolunda kendine uyanan, kimi kendinde kaybolan, bıçak sırtı yürüyüş.   Yemyeşilken solup sararmak, yağmurda sırılsıklam olmak, çöllere düşmek varken, kader mi buluşamamak?.. 

Masallardaki sihirli sözcüklerin gücü gerçek olsa, onları fısıldasam, yankılansalar bu gök kubbenin altında. Kayıp ruhların üstüne ışıl ışıl yıldız tozu yağsa,  uyansalar... 
Bir tek dilek hakkım olsa:  " yüzündeki çizgiler gülümsemene ait, yüreğin kaderin olsun..."desem, dilesem.   Kavuşsa hayaller umutlara, sarılsa hasretler kavuşmalara, mutluluk özgür kalsa...Harcanmasa kısacık ömürler, kanatları kırpılıp, katlanmasa gönüller... 

eylül

teşekkürler Ezginin Günlüğü...



20 Ekim 2013 Pazar

Bir Insanı tanımak sizi şaşırtabilir

Eskiden olduğu kadar olmasa da bulmaca çözme meraklısıyım.  Bir nevi beyin jimnastiği; eğlenceli ve bir o kadar gıcık bir oyun.  "Tanrım, bu kelimeyi biliyorum "deyip bir türlü anımsamamaktan gelir gıcıklığı.  Yolculukta,  elektriğin kesildiği soğuk kış gecelerde, can sıkıntısına iyi gelir bulmaca çözmek.  Eh, benim için öyle.
Odaklanamadığım zamanlarda ise gazeteyi kargacık burgacık zoraki çiziktirdiğimde hafiften bir alışkanlık işkencesi olmadı değil. Herneyse, herşeyi bilmek zorunda değilim ya.

Bir insanı tanımak bir türlü tamamını çözemediğin devasa bulmacayı kafana takmak gibi. Düşündüm de, iyi ki  bunun mesaisi sürekli değil, oldukça eziyet verici bir durum olurdu.  Zaten mümkün mü ki a'dan z'ye birini tanımak?..
Davranışlar, tepkiler, alışkanlıklar bir yere kadar fakat iç dünya, ruhun gizemi çözülemez.  Buna rağmen acele karar verilir, önyargılar oluşur ve bütün bunlarla kimi zaman upuzun, kimi zaman kısacık denilen hayat son bulur.
Bir insanı tanımak zor. Her ne kadar tanıyorum deseniz de gün gelir sizi şaşırtabilir ve o an aklınızdan geçen tek düşünce onun yabancısı olduğunuz...

Bu insan hayatınız boyunca en yakınınızda olan biri olabilir. Anne, babanız, kardeşiniz. Belki de eşiniz olabilir. Aynı sokakta büyüyüp yaşadığınız, aynı evi paylaştığınız, gizlinizi saklınızı hatta ekmeğinizi paylaştığınız can dostunuz olabilir. Ve siz onu tanımıyorsunuz.  İç dünyalarınızı birleştiren köprüde buluşmamışınız, anlamak için gayret etmemişiniz, empati kurmamışınız demek.

Bir tabir var, duymuşsunuzdur: " kitap gibi" diye ve " oku, oku bitmez".  Bir insanı öyle tarif ettikten sonra hakkında ne düşünebilirsiniz?..
Bir de tanıyamadıklarınızı düşünün... Önyargılarınızda erittiğiniz, varlıklarını bile  görmezden, duymazdan geldiklerinizi düşünün.
Bu yüzden zaman kaybetmeden üstünkörü ilginizi dürüstçe gözden geçirmelisiniz.
Yakınınızdaki yüreğe ilk siz dokunmalısınız, bu hayatta sahip olabileceğiniz tek muhteşem hazine bu. Bir insanı tanımak ona değer vermektir. Ne ile karşılaşacağınız ise apayrı bir konu.  Insanız işte...
Zaman tükenmeden önce söylenmeyen sözler kalmamalı...

eylül



18 Ekim 2013 Cuma

Yine Sonbahar

Yine sonbahar, hazan yapakları, hüzün ve melankoli. Yaşamak yanılsamaların toplamı, inanılmaz ve iğrenç olma tadında...  Saatlerin geçtiğini anlayamadan günleri koparıp atıyorum ömür
takvimimden. Sadece hislere ait güzellikleri  içimde saklayabiliyorum, şükürler olsun, yine de gidesim gelir bu diyardan.  Yüreğimdeki Aşk'a sımsıkı tutunup, ardımda hiç iz bırakmadan, yokmuşum gibi.  Gidesim gelir, sadece Aşk'ın olduğu yere... 

Anların bu kadar uzun olabildiklerine inanamazdım, Aşk olmasa. Hayatın bu kadar "Hayat" olabildiğine,  insan olmanın bu kadar zor, bu kadar ciddi, bu kadar sorumluluk olduğuna.
Aşk olmasa, anlayamazdım. Belki, kimbilir,  Aşk'ın bu mucizesi yüzünden ona  hak ettiğince inanılmamış, teslim olunmamış ve örselenmiş, damgalanmış, trajedilere hapsedilmiş. Bu yüzden belki -dışlandıkça Aşk, anlaşılmadıkça, arzulara zimmetlendikçe, ona varılmadıkça- bu denli darmadağın, onursuz, kaypak olmuş yaşamak... Belki, kimbilir, bu yüzden...

Yine pastel ekim manzaraları, uzaktan gelen kış kokusu, yağmurun öfkelisi, yine sonbahar.  Rüzgarın sürüklediği yaprakların peşine düşüp hiç bilmediğim dünyaları keşfetmeyi istiyorum.
Yolculuğun kokusu üstüme sinsin, ellerim üşüsün, ayaklarımı hissedemeyene kadar yürümek, varmak istiyorum yabancı hikayelerin kapısına.  Alışılmışların uyuşturucu etkisinden, hayvani
içgüdülerine kulak veren insan kitlelerinden uzaklaşmak, derinlere gömülen aydınlığa yürümek istiyorum, ruhuma sarmalanan Aşk ile...  Onu daha da büyütüp çoğaltmak istiyorum, kainatı
saracak kadar... 

eylül


7 Ekim 2013 Pazartesi

Teknoloji Harikası Yataklarda Büyük İndirim...

İyi uykunun, sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarından biri olduğuna inanan İşbir Yatak, herkes sağlıklı uyusun diye yaptığı Büyük İNDİRİM KAMPANYASI ile 2013 yılına damgasını vurdu...

Yaşamımızın 3’te birini uykuyarak geçiriyoruz…

Uyku, nefes almak, yemek yemek ve su içmek gibi sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Vücudun kendisini yenilediği dönemdir. Bu yenilenmeye izin vermezseniz bedeniniz ruhunuzdan önce yaşlanır. İyi yaşamanın, huzurlu ve sağlıklı olmanın yolu, her şeyden önce iyi bir uykudan geçer. İyi bir uyku içinse doğru yatağı seçimi çok önemlidir. Doğru bir yatak, vücudun doğal omurga eğrisini korumasına yardımcı olurken, yanlış seçilmiş bir yatakta uyumak, kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde baskı yaparak bel ve sırt ağrılarının oluşmasına neden olabilir. Yaşamımızın 3’te birini geçirdiğimiz uyku ortamı aslında en fazla yatırım yapmamız gereken alanlarından biridir.

İşbir Yatak, uyku sağlığının sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden olduğu inancıyla, yatak ve uyku konforuna dair kaliteli, sağlıklı ve teknolojik ürünler üretiyor. İlk olarak NASA tarafından geliştirilen viskoelastik malzemeyle, 5 yılı aşkın ar-ge faaliyetlerinin ardından, yatak sektöründe devrim niteliğindeki “VİSKOELASTİK AKILLI YATAK VISCOSTAR”ı üreten İşbir Yatak uyku sektörüne kazandırdığı diğer teknolojilerle de, Türkiye’de yatak sektöründe kalite ve sağlık bilincinin hızla ilerlemesinde önemli role sahip.

Güne dinlemiş, dinç, keyifli ve mutlu hissederek başlamak için kaliteli uykuyu seçin...

Son yıllarda uyku konforuyla ilgili artan sağlık bilinciyle birlikte tüketici eğilimlerinin değişim gösterdiği gözlemleniyor. Günümüzde artık tüketici yatmak için herhangi bir yatak seçmek yerine, özellikleriyle kişisel ihtiyaçlarına en doğru çözüm olacak bir ürün seçmeyi tercih ediyor. Tüketiciler, yatağın bir sağlık ürünü olduğu farkındalığı ile, tercihini, ucuz ve sağlıksız ürünlerden, özellikli ürünlere kaydırmaya başlamış durumda.

Sağlıklı bir uyku için gereken tüm teknolojiler İşbir Yatak’ta…

İşbir Yatak, misyon olarak benimsediği, “dünyada gelişen teknolojiyi sektöre adapte etme” ilkesi doğrultusunda, ürettiği üstün teknoloji yataklar ile sağlığına ve konforuna önem verenlerin birinci tercihi. Kullandığı “açık hücreli visko teknolojisi”, sadece İşbir Yatak için Türk mühendisleri tarafından üretilen patentli “polimer yay teknolojisi”, tüm yataklarda kullanılan ve ultra hijyen sağlayan lisanslı “Quallofil® Allerban®” dolgu teknolojisi, yatakların lavanta kokmasını ya da A,C ve E vitamini deposu olmasını sağlayan özel “nanoteknoloji” ile üretilmiş yatak kumaşları, anti-stres etkiye sahip yatak, at saçı yatak, hindistan cevizi özlü yatak, masaj yapan yatak, sporcular için özel nem tutmayan, dolayısıyla uykuda terleme sorunu önlemeye yardımcı olan yatak, yatak kliması gibi yeniliklerle, her anlamda ve her zaman pazarda yatak modasının öncüsü konumunda.

Teknolojik yatak denince akla ilk olarak İşbir Yatak geliyor....

İşbir Yatak, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında konusunda uzman kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde olmaya devam ediyor ve ürünlerinde kullandığı tüm teknolojileri laboratuvarlarda test ettirip sertifikalandırıyor.

İşbir Yatak’tan “herkes sağlıklı uyusun” diye, yatak sektöründe yıla damgasını vuran büyük İNDİRİM KAMPANYASI

*VISCOSTAR Viskoelastik Akıllı Yataklarda %30 (ErgoPlas Polimer Yaylı Viskoelastik Akıllı Yatak hariç), Pocket Spring Paket Yaylı Yataklar (Elite Pocket Ergonomik Ortopedik Paket Yaylı Yatak hariç) ve Lateksit Ergonomik Yaysız Yatak grubundan CocoDream Hindistan Cevizi Lifli Organik Yatak ve Troia At Saçı Yatakta %20 indirim yapılmaktadır. Diğer tüm yataklarda (Açelya, Ekoyat ve bebek yatakları hariç) tek kişilik yataklara 1 adet, cift kişilik yataklara 2 adet Promed yastık bedelsiz olarak verilmektedir. Kampanya, 1 Eylül – 31 Ekim 2013 tarihleri arasında kampanyaya katılan İşbir Yatak Uyku Merkezleri’nden yapılan alışverişlerde geçerli olacaktır.

**Görselde, kampanya kapsamındaki  Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak  kullanılmıştır.

***Görselde belirtilen fiyat Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak için tavsiye edilen KDV dahil peşin fiyattır. Bu tutara baza ve başlık dahil değildir. (Görseldeki baza seti: Neruda Set – Döşeme: efes – Renk: antrasit düz )

Unutmayalım... Hayatta bize sunulmuş en güzel hediye, yeni bir güne uyanmaktır...

İşbir Yatak


Online sipariş verebileceğiniz web sitemiz: www.isbiryatak.com

Bizi takip edin, kampanyalardan ve yeni ürünlerden ilk siz haberdar olun.
www.facebook.com/isbiryatak
www.twitter.com/isbiryatak


Bir bumads advertorial içeriğidir.

Biraz oradan, buradan ve biraz da benden: körili tavuk sote






Kullandığım malzeme:
500 gr tavuk bonfile
4 köy biberi
1 küçük kuru soğan
1 diş sarımsak
Zeytinyağı
Tuz, karabiber
Sos:
1 su bardağı et suyu(ben haşladığım makarnanın suyundan kullandım)
1 yemek kaşığı un
1yemek kaşığı tereyağı
1 tatlı kaşığı köri( tepeleme)
1 -2 tutam kamyon
1 tutam tarçın
1 çay kaşığı bal ( şeker de olur)
Tuz, karabiber

Tavuk bonfileyi  önceden şeritlere(julyen) kesip nişastalı suda beklettim(etlerin  yumuşaması için ;1 bardak suya 2 yemek kaşığı nişasta ekledim).
Pişirme aşamasında ise süzüp kuruladığım eti zeytinyağında kavurdum. Et kendi suyunda pişerken ara ara tavayı silkeledim veya karıştırdım.
Diğer bir kapta sosu hazırlamak için tereyağı eritip unu kokusu çıkana kadar kavurdum. Bir bardak et suyunu(çeşitli tariflerde süt, krema veya süt+su karşımı kullanılmış) ekledim ve ardından baharatları karıştırdım. Sosun topaklanmamasına dikkat edilmeli. Hazır olan sosu kenara alıp bir diğer tavada piyazlık doğradığım soğanı az zeytinyağında öldürüp ince kıyılmış sarımsağı ve julyen doğranmış köy biberlerini ilave edip pişirdim. Biberleri  ete karıştırıp sosu da ekleyerek kısa bir süre hafif ateşte bıraktım.

Makarna mevzusuna gelince; aslında evde hazırda tagliatelle makarna olmadığından burgu ile idare etmek zorundaydık;)  zira yemeğin yanında garnitür olsun dedik.

Makarnayı(yarım paket) suyuna az zeytinyağı ekleyip haşladım ve kenara aldım.
Daha sonra sosu pişirdiğim tavada birkaç kez çevirdim ve hatta iki üç kaşık sos ekledim.


6 Ekim 2013 Pazar

Huzursuz-luk



Türk Dil Kurumu(TDK) Büyük Türkçe Sözlüğünde "huzursuz" kelimesinin anlamı:
"Huzuru olmayan, tedirgin, rahatsız" olarak açıklanmakta.
Açıkçası bu ülkeyi, insanlarını, düzeni, siyasetini, günlük hayatını hiç bu kadar huzursuz görmemiştim.  Huzursuzluk yaratmak politika, huzursuz etmek ise kazanım olmuş, ne yazık. Bir takım hesaplar görülmekte, bir takım dolaplar döndürülmekte ve bedeli o işlerin dışında olanlara ödetilmekte.  Şakşakçıların tezahüratlarıyla  şişirilmiş egoların narsist(özsever,TDK) hezeyanları(saçmalara-TDK) ile huzursuzluk had safhada...
Hiç bu kadar aşağılanmamıştı, bu kadar bölünmemişti bu toplum. Kesim kesim derlenip, kısım kısım dışlanmamıştı. Safsata, hırs, bitip tükenmez kin, para ve iktidar düşkünlüğü hiç bu kadar çirkefe bulanmamıştı.
"Bana ne" diyebilirim( ki öyle yapanlar var), kulaklarımı tıkayıp, gözlerimi kapatıp üç maymunu oynayabilirim(ki ...), fakat yapamam,  ne vicdanım elverir ne de Allah'ın verdiği aklım.  Akıl, insan olmak, düşünmek ve farkına varmak içindir.
Peki, huzursuzluk yaratmadaki akıl nerede? Ona akıl denmez: "puştluk"(kalleşlik-TDK), edepsizlik, doyumsuzluk, kıskançlık, aşağılık kompleksi,  aymazlık denir.
Argo deyimi ile birilerinin her işi tıkırındayken ortalığı karıştırmak dalavere çevirmek olur.  Beyin yıkamak ise ortamı daha büyük vurgunlara hazırlamak olur.  İnsan oğlunun hiç değişmeyen oyunu, ister kendi çevresinde, ister yönetim cephesinde;
maskeni takacaksın, yalan, dolan inkar ile gürleyeceksin,köprüyü geçene kadar ...  Böyle bir anlayışın, böyle bir gidişin, böyle bir zaferin.............
Huzursuzluğu görmezden gelemem, gelmemek için sokağa çıkmamam, okumamam, duymamam, görmemem gerek.  Huzursuzluk iş yerlerine, okullara, mahalleye, evlere, ailelere bulaştırılıp kaos ortamı yaratılması şeytanın iş başında olduğunun emaresi...  Başka bir açıklaması olabilir mi?..

Insanım ya... huzurumun içine etmesinin kimin hakkı var?  Aklıma müdahale etmesine kimin gücü yeter?  İnsanlığıma sınıf-sınır, değer biçmek, koşullandırmak kimin haddine?..  Olacaksa bunlar o zaman insanlığımdan geriye ne kalır, hayvanlığım neye(kime) yarar?..
Insanım ya, yüreğim Aşk ile  dolu, güzeli, hakikati yaşamak isterim.  Dudaklarda sözde kalan sahte duygusallığın peşine takılanların özünden şüphe ederim, anlamam.
Aşk'ım ben; yaratıldığım gibi, hissettiğim ve inandığım gibi... insanım ya, tüm mesele bu... Yaşadığımı görüp, ölmeyi biliyorum.

eylül