16 Şubat 2014 Pazar

İsyan


Belki de edebiyatı bırakmalıyız. Kelimeleri oldukları gibi: soğuk, kibirli ve acımasız, aceleci, yersiz ve utanmaz, çırılçıplak azat etmeliyiz.  Belki de cümle kurmayı unutmalıyız. Belki  umursamaz, kaypak, bencil  olursak düşünceler acıtmaz, vicdan ve yüreğimizi sustururuz.

Kimbilir, belki sadece basitçe yaşamalıyız. İzin verildiği, hak görüldüğünce. Paramız kadar nefeslenip, hak görülmüş sınırlarımız içine hapsedilmeyi hazmetmeliyiz.   Yeşilliklere sevinip, yokluklara dövünmeli, mutfakla banyo arası hoşgörülen "özgürlüğümüze" şükretmeliyiz belki...

Ya da   hür  irademizle   bu düzene baş kaldırmalıyız.

eylül


“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
Çünkü, o ölüm uykularında
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.

W. Shakespeare / Hamlet”














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder