28 Mart 2014 Cuma

"Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim..."


Ey kavmim! …

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Dönüp de bakmazsın ölülerine.
Lût Kavmi’nden de değilsin sen; hazdan olmayacak mahvın.
Acıyla karıldı harcın ama acıya da yabancısın.
Ağıtları sen yakarsın ama kendi kulakların duymaz kendi ağıdını.
Bir koyun sürüsünden çalar gibi çalarlar insanlarını ve sen bir koyun sürüsü gibi bakarsın çalınanlara.
Tanrıya yakarır ama firavunlara taparsın.
Musa Kızıldeniz’i açsa önünde, sen o denizden geçmezsin.

Ey Kavmim! …

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Korkarsın kendinden olmayan herkesten; ve sen kendinden bile korkarsın.
Hazreti İbrahim olsan; sana gönderilen kurbanı sen pazarda satarsın.
Hazreti İsa’yı gözünün önünde çarmıha gerseler sen başka bir şeye ağlarsın.
Gündüzleri Maria Magdalena’yı diye taşlar, geceleri koynuna girmeye çabalarsın.
Zebur’u, Tevrat’ı, İncil’i, Kuran’ı bilirsin. Hazreti Davut için üzülür ama Golyat’ı tutarsın.

Ey Kavmim! …

Sen ki peygamberlerinin dediklerini bile dinlemedin, beni hiç dinlemezsin.
Dönüp de bakmazsın ölülerine…
Lût kavminden de değilsin, hazdan olmayacak mahvın.
Ama sen kendi acına da yabancısın.
Kadınların siyah giyer, kederle solar tenleri ama onları görmezsin.
Her kuytulukta bir çocuğun vurulur, aldırmazsın.
Merhamet dilenir, şefkat dilenir, para dilenirsin. Ve nefret edersin dilencilerden.
Utancı bilir ama utanmazsın.
Tanrıya inanır ama firavunlara taparsın.
Bütün seslerin arasında yalnızca kırbaç sesini dinlersin sen.

Ey kavmim! …

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Sana yapılmadıkça işkenceye karşı çıkmazsın.
Senin bedenine dokunmadıkça hiçbir acıyı duymazsın.
Örümcek olsan Hazreti Muhammed’in saklandığı mağaraya bir ağ örmezsin.
Her koyun gibi kendi bacağından asılır, her koyun gibi tek başına melersin.
Hazreti Hüseyin’ in kellesini sen vurmaz ama vuranı alkışlarsın.
Muaviye’ye kızar ama ayaklanmazsın.
Hazreti Ömer’i bıçaklayan ele sen bıçak olursun.

Ey Kavmim! ..

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin, beni hiç dinlemezsin.
Ölülerine dönüp de bakmazsın.
Lût kavminden de değilsin, hazdan olmayacak mahvın.
Ama arkana baktığın için taş kesileceksin.
Ve sen kendine bile ağlamayacaksın.
Komşun aç yatarken sen tok olmaktan hayâ etmezsin.
Musa önünde Kızıldeniz’i açsa o denizden geçmezsin.
Tanrıya inanır ama firavunlara taparsın.

Ey kavmim! ..

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin, beni hiç dinlemezsin.

Ey kavmim! …

Tek tek öldürülürken insanların, sen korkudan öleceksin.



Khalil Gibran

24 Mart 2014 Pazartesi

Defter


Boş bir deftere günlerini yazarsın,  an be an, çalakalem, bazen tek bir hece.   Gök kubbe buğulanır gibi nefesinden ki sen çağlayarak yağırsın. Issız çöllerde kaybolur gibisin bazen.  Bembeyaz sayfalarını çevirir hayat, kirli elleri yapışır boğazına  boğulursun, bazen...  Kaybettiklerin noktalarda, virgüller beklenen, ünlemlerde sevinçlerin, isyanların haykırır, tüm soruların cevaplarını arayıp bulacak olan bir sen...


Yine mevsim bahar, çiçeklenirsin, için için.  Karanlığın çekildiği, grilerin pes ettiği en mutlu  düşündesin. Sayfa kenarı sümbüllerin, sessiz lalelerin,  gelinlik giymiş ağaç dalların, defterine şenlik hazırlığı yazılır.  Yine bir yaprak  kopar, düşer sonsuzluk denizine, nefesine hüzün karışır, yine de yaşarsın...


Omzuna yorgunluk yerleşir,   bir sahil çizersin, birkaç martı ve huzur...   Etrafında uçuşan sayfalara bir göz atarsın ve ağlamak doğar içinden. Zor, bu kahpe hayatı sayfa sayfa yaşamak zor... Aşk olmasa...


eylül



Not:


Bilmiyorum, birden geldi bu notu ekleme düşüncesi.  Sevmiyorum,  bencilce pazarlanan her ne olursa
olayını sevmiyorum.  Ustalık belgesini, becerileri, konumu, olanakları bir başkasını küçük görme sebebi yapanlarından haz etmiyorum.


Bu hayatın içinde yan yana yürümek zorunda bu canlar.  Kimse kimseden daha üstün değil, tabiat bu.
Öğrendiklerimizle bir mesleği icra ederiz sadece. Gördüklerimizle bakış açımızı genişletiriz. Yaptıklarımız ise yaşam defterimize yazılır. Yargılanma vaktimizi bekleriz... 


Aklımı nasıl inkar ederim?..   Aklımı, fikrimi bir başkasını nasıl teslim ederim?..  Gülümsemek ve
gülümsetmek varken, Aşk varken, hayata nasıl teslim olabilirim?..


19 Mart 2014 Çarşamba

Göstermelik hayatlar

Misafir telaşını yaşamayan var mıdır, sanmam.  Çocuk aklı ile o günler yaramazlık için bulunmaz fırsat, mutfaktan aşırılan börek, kurabiye ve yeni arkadaşlar.  Ergenlikte memnuniyetsizliğin homurtusunu illa ki duyurup, misafirler gidene kadar odadan çıkmadığın zamanlar.

Misafir gelecek diye evin altını üstüne getirip temizlik yapılır, sanki hiç süpürülmemiş, toz alınmamış gibi.  Dip köşe, her yer bir değil tekrar tekrar paspaslanır, koltukların minderleri silinir, büfede ne var ne yok çıkarılıp yıkanır, danteller, perdeler de nasibini alır ve bu hengâmenin ortasında kalan her kimse saçını başını yolacak hale gelir.

Göstermelik mi yaşıyoruz ne?  Çok yorucu, çok...

Düzenli olmanın zararını gören var mıdır?  Zaman öyle kıymetli ki, boşa harcamamalı, nitekim kimse zaman zengini değil.
Düzenli olmak, okul öncesi öğretilmesi gereken bir disiplin meselesi. Kişinin kendi kendini denetlemesi, zamanı programlaması ve programına uyması.  Ertelenen yapılacaklar birikir, biriktikçe işe başlamak zor gelir.
Aslında herkes kendi işini bilir, herkesin düzeni/düzensizliği kendine.  Şu an itibariyle kendimi provoke ettiğimin farkındayım, olsun.  Diyeceğim şu ki  göstermelik yapılanlara  anlam veremem.  Bize ait bu kısacık zaman süresinde misafirliğin tadını kendi evimizde kendimize tattırmalıyız. Kendimize saygıdan, sorumluluktan, insan olmanın ayrıcalığından...
Her gün temiz, düzenli bir evde uyanmak, iştah açıcı sofralar hazırlamak, kişisel bakımına dikkat etmek insanı hem motive eder hem de yaşama güzel baktırır.
Şartlar ne olursa olsun, belki de  peşinizi bırakmayan olumsuzluklara rağmen,
 hiç kimse sorunsuz, sıkıntısız yaşam garantisiyle doğmaz.  Ister geniş olanakları olsun ister dar gelirli, huzurlu  vicdan, onurlu bir yaşam gibisi yok. Bu dünyadaki misafirliğimizin anlam bulduğu tek gerçek.
Kısaca, misafir olmak veya ağırlamak heyecanlı, tatlı bir heyecan aslında. Sohbet, paylaşılan sofra, eğlenceli, hoş geçen bitmesini istemediğin vakitler.    Kaygılar, gösteriş olmasa...

 eylül


Bohça silkeler gibi oldu:), aslında ne misafir var gelen ne de misafirlik.   Bunlar da birikmiş düşünceler.  Herneyse,  son dönemde tarif defterimden  tekrarlar geldi. Portakallı kekin fotoğrafını çekmediğimi bitmek üzereyken fark ettim. Diğerleri tanıdık; fırın sütlaç,  beze, karnabahar graten, körili hindi sote, sandviç ekmeği.

Portakallı kek

Gerekenler: 4 yumurta, 1 bardak şeker, 1/3 bardak sıvı yağı(riviera zeytinyağı kullandım), 1/2 bardak taze sıkılmış portakal suyu, 2 bardak un, kabartma tozu, bir portakal kabuğu rendesi

Yumurtalar şeker ile iyice çırpıldıktan sonra yağ ve daha sonra portakal suyu eklenir.
Kabartma tozu ile birlikte  elenmiş un azar azar yedirilerek misketin en düşük hızı ile karıştırılır.  Yaslanmış unlanmış kek kalıbına boşaltılır ve 180 derecede 40-50 dk pişirilir.



ve diğerleri, tekrar:)













18 Mart 2014 Salı

Vatan ATA-TÜRKIYE Şehitlerine



Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927



16 Mart 2014 Pazar

LINE İLE ÖZGÜRCE KONUŞUN

LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor!
Yoğun iş temposu, şehirleşme ve hızlanan yaşam bizleri dijital dünyada sosyalleşmeye yöneltiyor. Bu alanda bilindik sosyal medya kanallarının yanı sıra ücretsiz mesajlaşma, ücretsiz sesli ve görüntülü arama gibi birçok hizmeti bir arada sunan mobil mesajlaşma platformları da öne çıkıyor. Aile bireylerinden arkadaşlara kadar hayatımızdaki herkesle her an paylaşımda bulunduğumuz bu platformlarda kullanıcıların dikkat ettiği en önemli özelliklerden biri de güvenlik sistemleri. Bu anlamda rakiplerinden ayrılan LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor. LINE’ın iç denetim yönetimi alanında üç uluslararası sertifikaya (SOC2, SOC3 ve SysTrust) sahip olan ilk mobil mesajlaşma uygulaması olması da güvenlik standartlarına verdikleri önemin bir kanıtı niteliğinde.
Telefon Numaranızı Gizli Tutun
LINE’da kendinize özel bir ID belirleyerek telefon numaranızı kimselere vermeden iletişim kurabilirsiniz. Sizi LINE ID’nizi kullanarak ekleyen kişiler telefon numaranızı göremezler. LINE ID’nizi belirlemek için Diğer/Daha Fazlası > Ayarlar > Profil menüsünü kullanabilirsiniz.
Telefon numaranıza sahip kişilerin LINE arkadaşları listesine otomatik olarak eklenmek istemiyorsanız “Başkalarının Eklemesine İzin Ver” seçeneğini kapatabilirsiniz. Böylece sizi sadece LINE ID’nizi paylaştığınız kişiler ekleyebilir.

Tanımadığınız Kişilerin Sizi Rahatsız Etmesine Engel Olun
Anlık mesajlaşma uygulamaları kullananların korkulu rüyalarından birisi de yanlışlıkla alakasız bir mesajlaşma grubuna eklenmektir. LINE’da tanımadığınız kişilerin bulunduğu bir grup sohbetine davet edildiğinizde grupta bulunan kişiler telefon numaranızı göremiyor.
Tanımadığınız bir kişi size mesaj attığında LINE otomatik olarak  “Ekle”, “Engelle” ve “Şikâyet et” seçeneklerini sunuyor. Eğer size mesaj gönderen kişiyi tanımıyorsanız kolayca engelleyebiliyorsunuz.

Telefonunuz Yanınızda Olmasa Da Mesajlarınızı Koruyun
Yazışmalarınızı meraklı gözlerden korumak için LINE’a şifre koyabiliyorsunuz. Diğer/Daha fazlası > Ayarlar > Gizlilik ayarlarından “Şifre Kilidi”ni kullanarak LINE’ın her açılışta şifre sormasını sağlayabiliyorsunuz.

Ayrıca “Sohbet Odası Ayarları”ndan tüm sohbet geçmişinizi ve sohbetler içerisinde paylaştığınız tüm dosyaları tamamen silebiliyorsunuz.
Bir arkadaşınız LINE’dan size mesaj yazdığında bildirimin ekranda mesaj okunacak şekilde belirip belirmemesi ile ilgili ayarlarınızı da istediğiniz gibi düzenleyebiliyorsunuz. Bildirim ayarlarında yer alan “Önizleme göster” seçeneğini kapattığınızda, yeni bir mesaj geldiğinde ekranda gelen mesaj yerine “Bir mesajınız var!” yazısı görünüyor.

Paylaşımlarınızı Gizleyin
LINE’ı rakiplerinden ayıran bir diğer özelliği de ileti, fotoğraf, video, bağlantı gibi paylaşımların yapılabildiği, sosyal medya yapısına sahip Timeline ve Home özellikleri. LINE’daki Timeline ve Home hareketlerinizi yalnızca arkadaşlarınız görebiliyor. Ancak burada da iletilerinizin kimler tarafından görüntülenebileceğini belirleyebiliyorsunuz.
Timeline’ınızda paylaşmak istediğiniz iletinizi hazırlarken alt menünün en sağında bulunan “Kişiler” sembolüne tıklayarak iletinizin gizlilik ayarlarını yapabilirsiniz.

Nerede, Ne Zaman İsterseniz Güvenle Konuşun, Mesajlaşın!
LINE'ı tüm akıllı telefonlarda (iPhone, Android, Windows Phone, Blackberry, Nokia), tabletlerde ve hatta bilgisayarınızda bile kullanabilirsiniz.
Kullandığınız cihaza uygun LINE indirmek için: http://line.me/tr/download
Bir boomads advertorial içeriğidir.
-->

14 Mart 2014 Cuma

Depresyon notları

Insan. Tertemiz uyanır.

Aşk olmasa ne olurdu diye düşünmek istemiyorum, korkarım.   Hayatı hiç bu kadar kirletilmiş görmedim.
Belki Dünya savaşlarını yaşamadığımdan, Afrika açlığı ile sınanmadığımdan,
Bosna'da kurşuna dizilmediğimden, Çin zülmüne uğramadığımdan, Afganistan, İran'da kadın doğmadığımdan...

Aşk olmasa, ruhumun depresip halini düşünemiyorum.

Bu kadar hırs, yalan, nefret, açgözlülük, dalkavukluk, onursuzluk ve vicdansızlık
nereden geldi diye sordum kendime, defalarca. Cevaplayamadım.

Tertemiz uyanır insan, saf masumiyetler cam kırığına dönüşene kadar.

Siyaset duymak, konuşmak, yazmak,  bilmek gelmiyor içimden; siyaset yaşatılıyor, ister istemez.  Kulakları tırmalayan söylemler, pişkinlik, inkar, despotluğa varan dayatmalar, samimiyetsizlik; cehennemin locasından inançtan bahsedenlerden kaçacak yer yok.

Anlamakta güçlük çekiyorum; hangi Türkiye burası?..   Mülk mü, memleket mi, Vatan mı?.. Ya canlar?..

eylül


















12 Mart 2014 Çarşamba

Kula kulluk edenler!

Iktidar hırsınıza kaç çocuk  kurban edeceksiniz?..



http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video_haber/49799/Polisten_talimat___Vur_vur_gozunden_vur_.html




9 Mart 2014 Pazar

Fırın Mücver



3 yumurta
3-4 kabak
2 yemek kaşığı zeytinyağında kavrulmuş bir kuru soğan
1 su bardağı rendelenmiş beyaz peynir
1/2 su bardağından az zeytinyağı(sıvı yağ)
3/4 su bardağı un ve kabartma tozu
peynire göre az tuz, az karabiber


Fırın 180 dereceye ısıtılır. 
İnce doğranmış kuru soğan yumuşayana kadar kavrulur.
Rendelenen kabakların suyu sıkılır. Un kabartma tozu ile birlikte elenir.
Yumurtalar çırpılır ve malzemeler bir araya getirilir.
40 dk pişen mücver, ılık veya soğuk servis edilir.








8 Mart 2014 Cumartesi

Kadın

Kadın

ışık, sevinç, hüzün, acı, hasret;

rüzgar, fırtına, yağmur, deniz;

meltem, nergis, lale, kardelen;

renk, müzik, mısra, cümle;

sabır, dirayet ve şefkat;

Aşk...


eylül

Yorumsuz, Sevinçle

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ(ebediseyyah.blogcu.com)


3 Mart 2014 Pazartesi

Kul

Ahh

Şu dünyayı bir değiştirebilsem.

Tv kanallarını zaplama hatasına düştüm. Eee, ne mi oldu: çeşit çeşit işe yaramaz reyting canavarı programlarını  kabusum ettim.  Allahım, bu nedir?..
Dert yanan, beddua eden, şekilden şekle giren, kendini kaybeden kaybedene!..
Bu nedir Yarabbim?..

Akıl verip  salıverdin ortalığa, sahip çıksaydın diyesim gelir; asıl sınav bu ya,  anlayana...

Kardeş, ne diye derdini anlatırsın, senden başka dert ortağın yok ki.  Senden başka sana değer veren yok ki...

Paran pulun, kürkün var ise peşinden çoktur gelen, hiç mi duymadın Nasreddin Hoca'yı? Mabadında pireler  uçuşurken kimler ne etsin mekanını, ne yazık ki...

Hah, fikir sordularsa sana, hemen kabarma, puştların vardır bir bildikleri, kokusu tez çıkar, sen hiiiç meraklanma.  Başına taç ettilerse seni, seraptır bu haaa,  sıkılası suyun kalmış, haz veren  huyun vardır, lakin ilk dönemece kadar sürer, sakın aldanma...

Sen illa belle bu kelamı: Dün sana kardeş diyen yarın tanımaz, aman!  Hiç unutma!... Yazık, öyledir bu fani dünya, malına mülküne kul olup... yitme...

eylül