24 Mart 2014 Pazartesi

Defter


Boş bir deftere günlerini yazarsın,  an be an, çalakalem, bazen tek bir hece.   Gök kubbe buğulanır gibi nefesinden ki sen çağlayarak yağırsın. Issız çöllerde kaybolur gibisin bazen.  Bembeyaz sayfalarını çevirir hayat, kirli elleri yapışır boğazına  boğulursun, bazen...  Kaybettiklerin noktalarda, virgüller beklenen, ünlemlerde sevinçlerin, isyanların haykırır, tüm soruların cevaplarını arayıp bulacak olan bir sen...


Yine mevsim bahar, çiçeklenirsin, için için.  Karanlığın çekildiği, grilerin pes ettiği en mutlu  düşündesin. Sayfa kenarı sümbüllerin, sessiz lalelerin,  gelinlik giymiş ağaç dalların, defterine şenlik hazırlığı yazılır.  Yine bir yaprak  kopar, düşer sonsuzluk denizine, nefesine hüzün karışır, yine de yaşarsın...


Omzuna yorgunluk yerleşir,   bir sahil çizersin, birkaç martı ve huzur...   Etrafında uçuşan sayfalara bir göz atarsın ve ağlamak doğar içinden. Zor, bu kahpe hayatı sayfa sayfa yaşamak zor... Aşk olmasa...


eylül



Not:


Bilmiyorum, birden geldi bu notu ekleme düşüncesi.  Sevmiyorum,  bencilce pazarlanan her ne olursa
olayını sevmiyorum.  Ustalık belgesini, becerileri, konumu, olanakları bir başkasını küçük görme sebebi yapanlarından haz etmiyorum.


Bu hayatın içinde yan yana yürümek zorunda bu canlar.  Kimse kimseden daha üstün değil, tabiat bu.
Öğrendiklerimizle bir mesleği icra ederiz sadece. Gördüklerimizle bakış açımızı genişletiriz. Yaptıklarımız ise yaşam defterimize yazılır. Yargılanma vaktimizi bekleriz... 


Aklımı nasıl inkar ederim?..   Aklımı, fikrimi bir başkasını nasıl teslim ederim?..  Gülümsemek ve
gülümsetmek varken, Aşk varken, hayata nasıl teslim olabilirim?..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder