9 Nisan 2014 Çarşamba

Benim kelimelerim

Belki bahardan, yazamıyorum, oysa kelimeler cümlelere sıralanmış sessizliğimden dökülmeyi bekliyorlar.  Kaybolup yeniden buluşup, parçalanıp, daha da kalabalıklaşarak  sıkışıp kaldıkları
labirentin koridorlarında çıkışı arıyorlar.  Düşüncelerime yetişemiyorum.  Gözkapaklarımın ardındaki ani flaş patlamalarında anlamlarıyla göz göze geliyorum ve  karanlığın içinde erimelerini
izliyorum. Sadece izliyorum.  Yüküm gittikçe ağırlaşırken  kum saatinden döküle döküle tükeniyor zaman. 


Bahardan.  Hislerimin nazlı dansı, tomurcuklanan doğa, yeşilin ve mavinin fısıltısı, içimdeki bulutsu hafifliğin sebebi.  Kanımın daha hızlı akması, kapıları sonuna kadar açıp kanat çırpma arzusu,
yenilenme, arınma duygusu ve depresif  hayat yorgunluğu.  Dünü yakıp küllerini sonsuzluğun rüzgarında savursan da, üstüne yapışan o hayat yorgunluğu... 
Yazamıyorum.  Kelimelerin hepsi hayatın içinde;  kullanılmış,  çiğnenmiş, tükürülmüş, kirletilmiş, aldatılmış... Onlar benim değil.  

Hiç hırsım olmadı. Yüreğimin tek dileği Aşk oldu, gerçekleşen. Hayattan dilediğim ise sadece yazmak.  Başkaları okusun diye değil, kalemimi satmak, fikirlerin esiri olmak için hiç değil.
Kelimelerin özgür bırakılışı sihrine kapıldım ben.  Bu eylemin bana yansıttığı duyguları - heyecan, acı, öfke, sevinç, özlem, umut, Aşk - resmetmek büyüleyici.  Ellerim, parmaklarım olmasaydı,
sözcüklere dökerdim içimdeki çağlayanı. Dünyamı duvarlara, ağaçlara, denize anlatırdım,  tükenene kadar. 
Yazmayı düşledim; çocukluğumda korkularımı, gecenin gölgelerini.  Hasretin mısralarında Aşk'ı yazmayı düşledim...  Hayatın ikiyüzlü, duygusuz panayırlarını, karanlık girdaplarını.  Hayallerimi
yazdım.

Sonu gelmeyen yolculuğa çıkmayı düşledim, yanımda Aşk.  Rengarenk şehirler, yalnız koylar, tozlu patikalar  beni bekledi. Otobüste, trende, duraklarda uykumun parçalarını  birleştirip zamanımın
en büyük kısmında uyanık kaldım. Günbatımında şarabın meyvemsi tadında durakladım, gecenin bir yarısında dans ettim.  Yağmurda sırılsıklam olmuş hayallerimle uyandığımda tek gerçeğim Aşk'a
sarıldım.  Sonsuzluğum hayallerimden geçip üstüme yazıldı, mısralar, notalar ve tarifsiz duygularla.  Ve ben, sonunu görmediğim basamakları yalınayak çıkıyorum.  Dalgakıranın dibine oturup tuzlu
damlaların yüzüme her düştüklerinde sevinç çığlıkları atıyorum. Hissediyorum çünkü, bunların hepsi Aşk'tan...

eylül

 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder