29 Eylül 2014 Pazartesi

Elma mevsimi, iki tarif

Elmalı rulo


Gereken malzemeler:

4 yumurta
1 bardak şeker
1 bardak un
kabartma tozu
4 elma
şeker ve tarçın

Yumurtalar şeker ile birlikte şeker eriyene kadar çırpılır.
Kabartma tozu ile birlikte elenmiş olan un ilave edilir.
Elmalar soyulup rendelenir, suyu sıkılır ve pişirme kağıdı ile kaplanmış
fırın tepsisine eşit olarak yayılır.
Üzerlerine şeker ve tarçın serpiştirildikten sonra kek hamuru dökülür.
Önceden 180 derece ısıtılmış fırında 20-25 dk pişirilir. 
Fırından alıp toz şeker serpiştirilmiş kağıt veya kuru havlu üstüne(elmalı
kısım üstte kalacak) tersyüz edilir.
Pişirme kağıdı sıyrılarak, ki kolayca çıkacaktır, rulo yapılır.
Not:
Elmalı ruloyu ister öylece bırakır, ister glazür veya çikolatalı sos ile kaplayabilirsiniz.






Elmalı kek



4 yumurta,
1,5 bardak şeker
4 yemek kaşığı sıvı yağı
3 yemek kaşığı yoğurt+1 çay kaşığı karbonat
1,5 bardak un+yarım paket kabartma tozu
3 elma(kabuğu soyulup fındık büyüklüğünde parçalara kesilir),
fındık veya ceviz içi, tarçın

Yumurtalar şeker ile birlikte iyice çırpılır. Yağ, ardından yoğurt+ karbonat
karışımı eklenir.
Kabartma tozu ile birlikte elenmiş un ilave edilir. En son  kek hamuruna 
kıyılmış ceviz içi ve tarçın ile elma parçacıkları karıştırılır.
Büyük kek kalıbında veya yağlanıp unlanmış herhangi uygun kapta önceden
200 derece ısıtılmış fırında 35-40 pişer, yine de kürdan ile pişip pişmediği
kontrol edilmeli.
Not:
Ben, deneme amaçlı,  kağıt kalıpları kullandım.


27 Eylül 2014 Cumartesi

Ömür, bir an


An olur, herşeyin sonu gibi gelir. An olur, baştan başlar herşey.
Anlar olur hatırlanmaya değer, anlar olur, unutulur...
Yaşamak ne kadar komplikeyse var olmak bir o kadar basit, sade. 
Yaşamak her ne kadar baş etmekse, bir o kadar teslimiyet...

An olur, ömür biter. Tüm anların ıssız, naçar hatıralara dönüşür...
Ne doğruların kalır, ne isyanların. Görürsün kendini bir anın içinde. 
Hiçliğinle yüzleşirsin.

Bir an olur, Aşk olursun...

Hep tek bir an.  Hayat bir tek anda anlam bulur ve bunu bazen en zor yoldan öğrenirsin.
Günlerin bir yanılsama olduğunu öğrenirsin. Oyalandığını, arzularına, hırslarına köleleştiğini, biat ettiğini öğrenirsin.  Bir anda ve belki son anında...

Oysa, çılgınca,  ölesiye özgürsün.  Oysa, hayatına hakimsin.
Oysa, irade ve kimliksin!..

Zavallısın. Seni oyalayanlarda kaldığında... 
Zavallısın, özünü reddettiğinde...
Zavallısın, Yüreğini susturduğunda...


eylül


25 Eylül 2014 Perşembe

Mutfak(yaşam) günlüğü



Bir işin içine girdikçe sırlarını çözmeye başlarsınız.  "Sır" biraz sorunlu, ağır  bir kelime,  püf noktaları filan gibi tabirler daha uygun fakat  zihinde aynı etkiyi bırakmaz. Günlük dilde mutfak sırları  işin "girdisini çıktısını" öğrenmek olur ancak, bence.  Herneyse.  
Evet; tarif defteri elinizde, çeşit çeşit yemek kitapları,  ünlü şeflerin tv programları ve fakat sunduklarınız klişe, yavan, kişiliksiz.  Anlaşıldığı üzere bir tutam kendinizden katmadan olmuyor.  

İnanırım ki herkesin mutfak deneyimi var, öyle böyle. Yemek işi ertelenecek, boş verilecek, vaz geçilecek gibi değil.  Bir süreliğine açlığınızı bastırmak için yeseniz de an gelir gözünüzü ve de gönlünüzü doyurma ihtiyacı duyarsınız.   Eğer o durağa geldiyseniz hemen inin, oturmadığınız sofraların ucuna ilişin, tadımlık birer lokma alın, iyice çiğneyin, keşfedin.  İçinizde açılacak pencereler, emin olun, hayatınızı değiştirir.  

Herşey olabilirsiniz, herhangi bir alanda zirveyi görebilirsiniz veya görünmez, sıradan biri olarak kalırsınız, sorun değil. Önemsiz diye adlandırılsa da yaptığınız işin en iyisini yapın, kendiniz için.  Özgüveniniz ve vicdanınız için. Bütün bunların ötesinde mutluluğunuzu yaşatmak adına  zahmete girin: bedenen ve zihnen... 
Anlayacağınız, her birimizden tek bir örnek mevcut  ve bunun hakkı verilmeli. 

Yanlış anlaşılmasın, bir işin ustası olmak için  "pişmek" gerekmez. Özgürlük şart. 
İşin ustası kopyala yapıştır ile olunmaz. Hedefe ulaşmak için hep bir başka yol vardır.
Onu bulmak başarıdır.  Bulduğunuzda o sizin imzanız olur ve yolun başında olanların
rehberi. Daha da açık olmak adına diyeceğim şu ki, işin ustası olmak için önce kurallar, temeli öğrenmek gerek.  Sonrasında size kalan ise, eğer seçiminizde  var ise yeteneğiniz, kanatlanıp uçmak. 

Yaşamak bir mücadele ise, stratejiyi belirlemek mübah olur.  Hah, herkes anlamak istediği gibi anlar, bu da çeşni olur... 

eylül

Not: 
(bu yazının sebebi mutfak ile ilgili kitap yazmanın iyi bir fikir olacağını söyleyen Gül oldu) 














23 Eylül 2014 Salı

Ol



Seçicisiniz veya değilsiniz, laf olmaz,  size ait bir olgu. Yeter ki gerçekten size ait olsun. Hayat sizin.  Ödeyin manevi, maddi borçlarınızı ve kuşlar kadar özgür olun, seçim sizin.
İster bir sırt çantası, ister bavul dolusu olsun tüm varlığınız,  nasıl ve nerede isterseniz hayatınızın filmini çekin.  Seyircisiz, alkışsız,  ödülsüz,  sadece size verilen  rolün hakkını verin.
Bırakın  hırs basamaklarını tırmanmayı, bırakın başkaları için yaşamayı, Yürek olun!  Aşk olun. Kocaman, sınırsız, beklentisiz, sonsuz Aşk olun...
Boşluğunuzu kaygılar değil duygular doldursun.  Gün be gün yaşlandığınızı değil, her an yeniden doğduğunuzu hissedin.  Mutluluk en talihsiz anınızda etrafınıza  saçılsın, çömertçe.
Ödül beklemeden, karşılıksız, parça parça, hücre hücre dağılarak tamamlanın.  Cesur olun. Aşk ile Yürek olun...

eylül



22 Eylül 2014 Pazartesi

ParaHayat



Para: ne onunla ne de onsuz olur,  hayatın görünmez prangası.  Para olmasa siyaset olmaz, sınıflar olmaz, dolayısıyla temeli para gücüne dayanan iktidarlar olmaz.
Alkol ve sigaradan, hatta uyuşturucudan tehlikelidir para. Cinayet silahı, namus pazarlayıcısı, kardeş kıyımı gibidir para.   Kontrolü insana bırakılmayacak kadar tehlikeli.
Oysa araç olmak için var edilmiş. Alış-verişin simgesi. Emeğin karşılığı...
Bir kişinin para sarhoşluğu binlerce akşamcıya bedel. Para hırsı pazarlar uyuşturucuyu. İktidar hırsı her sermayeden pay alır. Ve iktidarın duruşu ne ise yönetimi de o olur.
İktidar olmanın  şartı vicdan ile vatanseverlik olmalı.  Vicdan ile hizmet etmek, vatanseverlik ile siyaset yapmak.  Para sadece bir araçtır; ne fikir, ne bilgi  ne de adalet.
Para. Eksikliğini duyanların tatlı düşü.
Para. Altında kalanların  uykusuzluğu...

eylül




Para

 
Para, defol git İyi bir iş tut kendine.
Para, uçar gider.
Sıkı tut kasayı iki elinle ve salla.
Yeni araba, havyar, gündüz düşlerinde yıldızın.
Düşün ki kendime futbol takımı satın alacağım.

Para, gel geri Çekin ellerinizi para destelerimden
Para, büyüksün sen
Bana o iyilerin iyisi saçmalıkları anlatma
Hi-fi birinci sınıf yolculuk kabinindeyim
Bir de lear-jet isterim

Para, suçtur o.
İyice bölüştür ama dokunma benim payıma.
Para, derler ki. Anasıdır tüm kötülüklerin çağımızda.
Ama sorarsan onlara, şaşırtıcı gelmez sana.
Paraya boş verdim demeleri.

21 Eylül 2014 Pazar

Pembeden Siyaha


Herşey pespembe başlar.  Ellerini uzatıp kucaklanırsın.  Ilk adımlarını tezahüratlar arasında atarsın.  Hayaller kurulur adına, dualar edilir, vesayetin en masum olanında büyürsün.
Küçük küçük gelir hayat; okul, gençlik başa bela.  İlk aşk, yüreğinden öte, midende ilk kıpırtılar.  Keşfi senin sandığın eski, yıllanmış hikayeler...
Pembe, sana pespembe olur  hayat.

Ilginç, gizemli, paradoksal.

Sonra; görünmez kanatların çıkar, renklere bulanırsın.  Amacın neyse, hırsın nereye götürecekse sen o'sun.  Pembeler kırmızı, bazen mavi, yeşil, mor ve siyah olur...
Inkarın en renksizindesin, varolmanın en turuncusunda.  Kaşif sensin.... Tekerrür edendir oysa, kurnaz hayat.

Hayat bir Ticaret; herşey satılık. Masumiyet bile tezgahlarda.  Verdiğin kadarını alırsın derler, kendini sunarsın... Eğil, gelen şiddeti kabullen derler, kazanan sensin diye katlanırsın. Peşimden gel derler, ucunda ganimet vardır diye her dalavereye sessiz kalırsın.
Hayat bir cehennem. Siyahları gördüğünde uyanırsın. Kendine  geç kalırsın...

Hayat bir nefes. Gerçeğe,  yüreğe  bir yol, çıkabilirsen...


eylül





18 Eylül 2014 Perşembe

That's amore

Hayat, arapsaçı, düşmeye gör içine.  Bu telaş ne, bu hırs, koşturmaca?..  Yetişeceğin tek bir şey var: dünyevi sonun...

15 Eylül 2014 Pazartesi

Fırında tam buğday unlu, kabaklı mücver ve irmik helva



Mücver diye adlandırılsa da bu bir hamur tuzlusu. Mücverin yağda kızartılmışının kalorisinden kaçma bahanesi, kabaklı tuzlu kek, hatta çörek.
Defalarca denediğim bir tarif. Her denemede eklediğim veya eksilttiğim malzemeler olmuştur. Bazen defterimde yazdığım tarifi adım adım uyguladım, bazen göz kararı,
akılda kalanlarla hazırladığım bir hamurişi yiyecek.
Bu son denemenin diğerlerinden farkı: tam buğday un. Hatta bundan sonra bu gibi sebzelerle hazırlayacağım tart, çörek ve böyleleri için sadece tam buğday unu kullanmanın daha pratik
olacağını anlamış oldum. Elbette yemek işinin ustaları bunu iyi bilir, ben denemelerle öğrenmekteyim.
Kabağın nemini en iyi dengeleyen tam buğday unu oldu. Beyaz un ile yapıldığında mücver biraz ağır ve hatta yapışkan olur. Fırında ne kadar kızartılsa da alt ve üst kabuk arasındaki nemli
tabaka kalır. Kullandığım malzemeler her ne kadar göz kararı olduysa da ölçüde yansıtmaya çalışacağım.

3 yumurta( küçük ise yumurtalar 4)
5 yemek kaşığı zeytinyağı( yarım bardak civarı)
Tuz, karabiber,
İsteyen dereotu, maydanoz kullanabilir
150 gr (200 gr) beyaz peynir ezilir/rendelenir Beyaz peynir yağlı ve yumuşak olmamalı, karışması zor olur.
Bir buçuk su bardağı tam buğday unu.
1 kabartma tozu
4 - 5 kabak(küçük ve taze, çekirdeksiz) rendelenip tuzlanmış
Yumurtalar iyice çırpılır, yağ eklenir. Un ve baharatlar eklendiğinde hamur ağırlaşır bu yüzden kaşık ile karıştırılır. Otlar ve suyu iyice sıkılmış kabak eklenir.
Kıvam kek hamurundan daha koyu, akıcı olmamalı.
Pişirme kağıdı ile kaplı fırın kabına dökülür, üstü düzlenir ve 190-200 dereceye ısıtılmış fırında pişirilir. Fırına göre 30-45 dk sürer pişmesi bu yüzden kürdan ile kontrol edilmeli.




İrmik helvası



1 su bardağı şeker 2 bardak su ile ocağa konulur.
0,5 su bardağı yağ( ben zeytinyağı kullandım) tencerede kızdırır ve içine bir küçük paket çam fıstığı atılıp kavrulur. 1,5 su bardağı irmik eklenir, altın sarısı rengi alana kadar sürekli karıştırarak
kavrulur.
Kaynamakta olan şerbet kavrulmuş olan irmiğe eklenir. Bu işlem esnasında dikkat edilmeli, su eklenirken irmik hızlıca karıştırılmalı.
2-3 dakika karıştırılır ve üstüne bez örtülür kapak kapatılır. 20-30 dakika sonra açıp çatal ile karıştırılır ve tekrar demlendirilir.
Yarım ölçü tarifidir.


8 Eylül 2014 Pazartesi

Yüreğim kimliğim olur

Bir nefes, bir nefes daha ve yaşarsın. Sarıldığın, yargıladığın, sorguladığın,
Itip kaktığın, şükrettiğin, kavuştuğun, reddettiğin hayatı yaşarsın. Öğretilmişi,
söylenmişi, yaşanmışı ya da sadece sen gibi.
Bir sesi, mucizeyi, kaderin döngüsünü, umudu, zincirlere vurup unuttuğun mutluluğu bekleyip nefes nefes tükenirsin.
Özlediğin, arzuladığın ne ise  kimliğin o olur.  Yine de yaşarsın.  Geldiysen, kim olduysan onu yaşarsın.

Herşeyi reddedebilirsin, kendini hariç. Herşey olabilirsin, kendin bile. Istersen...

Ister ağzında gümüş kaşıkla, ister yokluğun beşiğinde açtın  gözlerini, kim olmak istersen onu olursun.  Kimliğine kavuşursun.   Kurduğun cennet veya cehennemde kendini illa ki bulursun.

Nefes, bir nefes daha, nefessiz kalırsın...

Kapattığın tüm kapılar zaferin sanırsan, yanılırsın.  Mahrum bıraktıkların acı çeker sanırsan, yanılırsın.  Yoksun kaldığını anladığında uyanır, kahrolursun...

Yaşarsın. Nefes, nefes yok olursun.


eylül





Nina Simone: Feeling Good paylaşan: ninasimonemusic

1 Eylül 2014 Pazartesi

...




 Ruhun derinliklerini keşfetmek için çok şey yaşamak gerekmez, lakin mesele yaşananların hikmetine varmak.

Cevabı olan sorular

Ard niyet, siyasi görüş, kıyas yok.  Bu vatanın evladıyım dediyseniz buyurun:

Yıl 
1919-1922

Mustafa Kemal Atatürk  Istiklal harbini neden ve kimin için başlattı?

Yıl 
2001-2014

"Yeni Türkiye" diye adlandırılan hareket hangi amaç ve kime hizmet için başlatılmıştır?



Halkın refahı için yapılanlar?