11 Kasım 2014 Salı

Çok, çok eski bir yalan



Itiraf etmeliyim ki bu yazıma nerden başlayacağımı bilemedim. Aklımda cirit atan düşüncelerle göz göze gelememenin sıkıntısı var zihnimde.  Oldukça gıcık bir durum; konu belli, fikirde sorun yok lakin kelimeler fazlasıyla kalabalık. 
Sonra yine  kabullendim: bazı fikirler sadece yaşanır, mecburen.

Oldum olalı bildiklerimi paylaşırım. Zor olanı kolaylaştıracak bildiğim ne varsa, kendime saklamam.  Püf noktaları, izlenecek yol, etaplar, herşeyi ama herşeyi bilgiye gerek duyan ve duyduğunu dillendirmeyenle paylaştım.  
Şaşkınlık içerisinde kaldığım zamanlar oldu. Kaderiyle barışmış, kader diye çaresizliği ile kucaklaşmış, ezilmişliği kader edinmiş insan hikayelerini şaşkınlıkla karşılamak ilk tepkim olmuştur.  Belki bu acıtan  şaşkınlık yüzünden  eksiklikleri tamamlamayı görevim bildim.  Bilgi evrenseldir çünkü ve bu gerçek sadece laftan ibaret kalmamalı.

Bilginin gücü inkar edilemez ve... belli şartlarda tehlikeli.  Bilgi, yaşamı kolaylaştırma donanımı, koruyucu bir zırh.  Kimin ellerinde olduğu ve o kimliği oluşturan içeriğe göre anlam-taraf- kulvar değiştiren, inanılmaz bir Güç. 
Bu gücün farkında olup rahatsızlık duyan ise   Yönetenler.  Bilginin araladığı pencerelerden gelen aydınlığın onların karanlık emellerini açık etmesinden korkarlar.  Bu yüzden avam'a yasaklanması, ki olmaz, eksik verilmesi gerektiği fikri ortaya atılmış. 
Itaat eden, başına gelen herşeyi kader diye kabullenen, aslında değiştirebileceği geleceğini başkalarının şekillendirmesine farkında olmadan izin veren kitlelere ihtiyaç duymuş Yönetenler.  Asırlarca ve hala... 

Iktidar olanların ilk yaptığı eğitim sistemine el atmak. Bilgi kirliliği peydah olur. Saçmalıklar komedisi  yazılıp sahnelenir.  Bilgi adına safsata servis edilir.  Bilim/ bilgi pazarlanır olur. Pahalı kurslar, özel okullar, ayrıcalıklı eğitim. Ki! Eğitim herkesin hakkı sloganı altında!.. Dalga geçer gibi ve pervasızca. 

Yanılmayın, siyaset yok yazdıklarımda.  Para iktidarın  gerçek rengi var, asırlardır olduğu gibi. Bu sebeple,  boş, derim, eşitlilik, demokrasi lafları. Boş  aydınlık gelecek umutları, asıl cehennemi yaratan insanın ta kendisiyken...  Cehaleti besleyip büyüten insan. Kinlenen, kibirlenen, intikam alan, ezen, aşağılayan insan.  Özünü unutan, geçmişini reddeden, geleceğini satın almaya kalkışan, insan. Ölüme rağmen. 

Bilgi ise... Onunla üstün olunmaz, yok edici değil  yol gösterici olunur. 
Bilgi, aydınlık bir zihin, hayatta kalma sözü, geleceğin imtihanı.  Pazarlanmayıp hak olsa...
Kimbilir?
Bilmemeyi tercih etmenin zamanıdır belki. Uykuya dalıp bir başka boyutta uyanmanın...
Kimbilir? 
Belki isyan zamanıdır.

eylül

Not:
Birkaç gün sonra kutlanacak Öğretmenler Günü'ne ithafen...





Iyi ÖĞRETMEN mum gibidir, başkaları için  yolu aydınlatırken kendini tüketir.

1 yorum:

  1. Aynen katılıyorum yazdıklarına sevgili Eylül, yüreğine sağlık, bazen ben de çok umutsuzum ama son cümlende demişsin ya belki isyan zamanıdır evet kesinlikle. Sevgilerimi bıraktım. :)

    YanıtlaSil