4 Ocak 2015 Pazar

Uğruna yaşanacak, ölünecek




Hava berbat ve ne yazık, devamı öyle.  Griye bulanmış gökyüzü, her an üstüne çökecekmiş gibi. Gri binalar, gri yollar, her yer grinin tonlarında. İç sıkıcı bir durum. Uzaktan duyulan sokak satıcısının bağırtıları hayal ile gerçeğin arasından yine çekip çıkardı beni. Yerden yüksekteyken birden çakılmak gibi.  Gerçek; elle tutulur, çıplak ve çirkin. Üstünü örtüp, fırçanın birkaç hareketiyle yüzüne bakılacak hale getirmek için nefes almayı yükleniyorum. Hayat.


Masmavi günleri yazar hayallerim. Yemyeşil kokuyu anımsamak için gözlerimi kapattığım anlar. Kalorifer peteği üzerinde gezinen elim Güneşin sıcaklığını arar.  Griler siyaha yaklaşırken görürüm,  renkler kayıp.  Hayat.


Mevsim kış. Pervazın kenarına bir güvercin tüner.   Ürkütmemek için kalakalırım, aramızda şeffaf bir duvar. Dokunabileceğim yakınlıkta. Adım bile atmam. Kendiliğinden uçup gitmesi için beklerim, aramızda sadece Zaman...


Yaşam sıradan. Görünmez sınırları var, adaletsiz. Adalet Ütopya'da hapsolmuş. Adaletin ismi var sadece, sıkça tekrarlanan. Esrarengiz sonu olan bir rock starı gibi; ölmediğini farz edip sürprizini beklersin.
Yaşam, paralı yol misali; ücreti yatırır geçersin, ne trafik olur ne de mola yeri, fırtına misali esersin.
Basit, sıkıcı, yalan dolan: yaşam.  Baştan sona yürünen, karanlık bir geçit.
Gülünç, zor, kederli, korkunç, alaycı ve kolay.  Kimiler piyango vurur gibi, kimiler çeke çektire
yaşayan.


Mucizedir Nefes. Aşağılıktır Hayat. Uğruna yaşanacak, ölünecek bir tek Aşk var. Sımsıkı sarılıp
nefeslenecek, cehennemi altüst edecek, sadece Aşk var.


eylül







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder