25 Şubat 2015 Çarşamba

eylülün sözleri(marşı)

Siyasetten oldum olası tiksinirim. Bu demek değil ki fikir sahibi değilim. Günlük yaşantımın mutfak, banyo, AVM, altın günleri, gösteriş amaçlı "hayır" faaliyetlerinden ibaret olduğunun göstergesi
asla değil.  Siyasetten uzak durmamın bir nedeni: pislik çukurunun iğrençliği. İçinde dönen dolapların, yalan ve iftiranın, açgözlülüğün, kibrin, doyumsuzluğun ve şeytani fikirlerin odağından uzak kalmayı özgür irademin, ruhumdaki Aşk'ın seçimi.   Siyasetin günüme, geceme, yaşantıma girmesine, bulaşmasına izin vermem.  Bu demek değil ki bir siyasi görüşü ahlaklı ve sosyal içerikli
olduğu sonucuna varamam. Bu demek değil ki çıkar uğuruna yapılanları, dikta söylevlerini kınayamam.  Siyasetten bihaber olduğum anlamına gelmez. Baş kaldırma özgürlüğüm ortadan
kalkmaz. Siyasetten uzak durmuş olmak vatan uğruna savaşmam anlamını taşımaz. Hiç kimse bizzat özümü ilgilendiren kararları benim adıma veremez.  Seçme, seçilme özgürlüğümü menfi ve
keyfi kriterlerle sınırlayamaz. Soy sop, renk ve inancım / inançsızlığım ile yargılayamaz, işkence edemez, öteleyemez.  Hiçbir siyasetin elini cebime, cüzdanıma sokmasına neden olamaz.

Birlik ve beraberliğin anlamının tüm yükleri ve tüm nimetleri birlikte beraberce paylaşmak olduğunu bilmek siyasi görüş değildir.  Hak ve özgürlükler hakkında konuşup yazmak taraf olmak
değildir. Paylaşmak insanidir. Sınıflandırmak: paranın gücü. 

Bunları yazmak beni bir tarafın sempatizanı yapmaz. Bunları yazmak içimde tutmaktan kolay. Din deyip de insana inancı kalmayanları, şeriat deyip de adaletten kaçanları, özgürlük deyip  mahküm edenleri, hak deyip haksızlığı yaşatanları gördükçe insanlığımdan utanmaya yoruldum.
Vergilendirilip kuşa dönen maaşı ile yokluğa katlananların tükürüklü siyasi söylemleri, şiddetli taraftarlıkları, beyni yıkanmış masumları yayınlayan ticaret "dehaları" görsel, yazılı  ve sosyal
medyadaki maymunlukları ve çığırtkanlığından yoruldum.  Herkesin birbirini suçladığı, birbirine saldırdığı, katlettiği bu dünyada bulunmaktan yoruldum.  Kadını kıt akıllı, erkeği iş atı gören
zihniyetten yoruldum.  Halka dolap beygirliği yaftasını yapıştıranlardan, tebaa muamelesi yapanlardan, eğitimsiz, çaresiz bırakanlardan yoruldum. Saraylar yaptıran Para dininden yoruldum.  Menfaat kuklalarının kıvırmalarından, ellerini ovuşturan karaktersizliklerden, körü körüne saf tutanlardan, gelmişine geçmişine tükürenlerden, ecdadını çıkarına göre ayıklayıp seçenlerden çok yoruldum.

Bunları yazmak beni rahatlatmaz, farkındayım. Yazıp boşluğa bırakmak kahraman etmez. Vatan kurtarmaz. Birkaç açı doyurmaz. Evsizlere barınak sağlamaz. Yine de, ben Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşıyım. Şükrediyorum, Türklüğüme. Şükranlarım, Vatan uğuruna can veren şehitlere, kölelik zihniyetine baş kaldıran Mustafa Kemal ATATÜRK'e. 

Şükrediyorum, Aşk Yüreğime, Biz'i buluşturan kadere...

eylül


24 Şubat 2015 Salı

Değişen bir şey var mı?

Güldür ağlat Türkiye...

(bir şeyler karalamadan bıraktığımda bu konuyu, 'ne alaka?' diye sırıtır, oysa sessizliğimde saklı kalanları belli ettiğimde anlamını bulur.
Ana fikir memleketin değişmez insan profili, bir adım ileri gitmeyen zihniyet, ahlak çöküşü ve maddiyat. Videoda yer alan oyuncular ise sadece hoşluk, gülmece...)

 


23 Şubat 2015 Pazartesi

Yanılgıya düşmemek adına


Aşağıdaki iki sözcüğün anlamı TDK Türkçe Sözlüğünden alıntı:

dahi

Olağanüstü yeteneği ve yaratıcı gücü olan kimse, deha

diktatör

 1. Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse
 2.  Zorba


Yanılmayın, özgür kalsın ruhunuz...


"Itirazım Var"



"İhtiyaçtan fazla mal, haramdır, hırsızlıktır. Altın ve gümüş, yoksullar üzerinde hegemonya kurmak için kullanılıyor. İnfak edilmiyor, müpte şirk koşuluyor. Kırkta bir diye bir şey tutturulmuş gidiyor. Komşusu açken, tok yatmamak için zengin mahallerine taşınanlar; peki sokaktaki açtan, yoksuldan haberiniz var mı? Bu dinin klasik fıkıh anlayışı, yeryüzünün sokaklarında aç gezen bir milyar insan için ne diyor? O fıkıh, Ömer'i vuranların, Ebu Zer'i çöle gömenlerin, Ali'yi hançerleyenlerin, Hüseyin'i susuz bırakanların, Medine'yi yağmalayarak dokuz yüz sahabe kadına tecavüz edenlerin ve Kabe'yi mancınıkla ateşe verenlerin fıkıhıdır. O fıkıhtan bir şey çıkmaz. O, zenginlerin, kodamanların, cariye ve köle sahibi olma peşine düşmüşlerin fıkıhıdır. Sultanların, harem ağalarının, zindandan İmam-ı Azam'ın kırbaçtan morarmış cesedini çıkranların, kırkta bircilerin fıkıhıdır. Zaman, ayağa kalkmak zamanıdır. Ebu Zer Kifari'nin dediği gibi: Geceyi aç geçiripte kılıcına davranmayanın aklından şüphe ederim!.. "



"Itirazım Var" filmi hakkında bilgi Google'da mevcut; Onur Ünlü (senaryo,yönetmen), Serkan Keskin(oyuncu) ve emeği geçen herkesin olduğu gibi. Bunlara burada yer vermememin nedeni kopyala-yapıştır eylemini yapmamak.
Bu filmi izlediğimde onu yeniden izlemek için sabırsızlandığımı fark ettim. Kahkahalarla güldüm, içimi sızlatan gözyaşlarım döküldü, insana dair umut olsun diye diledim. 
Diyelim ki bu film  Hollywood'da Çekildi ve başrolde ünlü bir aktör oynadı, senaryo ve oyuncu onu uzun süre gösterimde bırakırdı. Övgüler ve hasilat tavan bulurdu. 
Kıyaslama yapmıyorum, lakin beni isyan ettiren bu fikre de dayanamıyorum.
Isterdim ki önyargısız, yüreğinizle,  saf insan kimliğinizle "Itirazım Var" filmini izleyin... 

....
"Süpermen karakteri:
–Keşke bütün imamlar senin gibi olsa kimse günah işlemezdi.

Hocanın cevabı: 
- Günahla irtibatı kesilen adam kemale eremez. Toplum içindeki statümüzden önce hepimiz insanız. Birinin din adamı olması sadece onun bilinçlenmesine sebebiyet verir. Onu günahsız bir kul yapmaz... " 

22 Şubat 2015 Pazar

Vatan

Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu yer 94 Yıldır  Türk toprağıydı...
Vatan toprağını eşkiyaya terk edenlere, Türk Milletinin kutsalına terörist bayrağı altında yer seçenlere:


15 Şubat 2015 Pazar

12 Şubat 2015 Perşembe

Mantarlı Pilav


Basit ve kolay bir tarif.  İster atıştırmalık ister garnitür olarak sofrada yerini kolayca bulur.
Karışık malzemesi olan tarifler bana abartılı görünür, elbette damak zevki önemli ve o da farklı olmak durumunda.
Mantarları haşladığım suyu pilavda kullandığım da oldu, lakin kullanmamayı tercih etmemin sebebi
pilavın rengini koyulaştırmasıdır.
Soğan dışında iç pilav malzemesi de kullanılabilir bu tarifte , böyle bir durumda mantarlı pilavdan
ziyade iç pilav olur.
Et suyu kullanmıyorum, mantarın kendine has tadını kaybetmemek için.
Bu pilavı tencerede değil de güveç kabında, fırında pişirebilirsiniz.



Gereken malzemeler:

Bir paket mantar
1 adet kuru soğan
1,5 su bardağı pirinç
Tereyağı veya zeytinyağ
Tuz, dağ kekiği, karabiber
2 1/4 su bardağı su (içme suyu)

Yapılışı:

Mantarlar temizlenip dilimlendikten sonra tuzlu suda haşlanırlar.
Soğan küçük küçük doğranır, yağda kavrulur, mantar dilimleri eklenir, bir süre ikisi birlikte pişer.
Son olarak yıkanmış süzdürülmüş pirinç ilave edilir ara sıra karıştırarak kavrulur. Tuz ve dağ kekiği ile baharatlanan pirincin suyu verilir.  Bir taşım kaynayınca kısık ateşte yaklaşık 20 dakika pişmeye
bırakılır.  Ocaktan alındıktan sonra demlenmesi için üstü kapatılır.



11 Şubat 2015 Çarşamba

Hoş Geldin 'KÖHNE'

ve iyi yolculuklar, alkışlarla...






Söz & Müzik - Okan TURHAN
Vokal & Klavye - Okan TURHAN
Vokal & Gitar - Görkem KAYIŞ
Davul - Barış TOKATLIOĞLU

Söz

Sanadır, gönlümün güneşi bu kelam.
Duramam, aşkın kudretine hiç bir an.
Dökülür, yaşlar dolar bilmez ki o can.
Bırakın, dolsun içime keder taşsın aman

Anlarım halden, susarım da,
Üstüme üstüme geliyor dünya.
Oturur Bir kenara da,
Kalırım Vallah.

Ben nasıl anlatayım içimdekileri
Bir koca sevda, bir deli hüzün dedim ya
Anlarım aşktan susarım da,
Üstüme üstüme geliyor dünya
Oturur bir kenara da,
Kalırım vallah.

9 Şubat 2015 Pazartesi

Bence Baget :)



Fotoğrafı cep telefonumdan aktardım, birkaç gün önceki  ekmek denemelerimden.
Bence olacak:)
Tarif önceki yayınlarda mevcut, sadece şekli farklı.




8 Şubat 2015 Pazar

Yaradanın insanı donattığı akıl ve irade ile


Her ne ile meşgulseniz kısa süreliğine bırakın. Oturun veya ayakta kalmak isterseniz öyle kalın. Ya da sadece zihninizi yoklayın, bir iki dakikalığına. Hatırlamaya çalışın, kutlayıp kutlamadığınız  özel günleri.  Merak edip araştırın, nedenleri ve sonuçları. 
Elbette ki irade sahibisiniz. Elbette ki taraf olabilirsiniz. Fakat. Dürüst olun. Tek koşul bu. 

Anneler Günü( her Mayıs ayının ikinci pazarı),
Babalar Günü( her Haziran ayının üçüncü haftasının pazar günü),  
Dünya Çocuklar Günü(1 Haziran), 
1 Nisan Şaka Günü, 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 
Dünya Emek Günü( 1 Mayıs)
Dünya Tiyatrolar Günü(27 Mart), 
Dünya Gazeteciler Günü(10 Ocak), 
Dünya Barış Günü(1 eylül) , 
Dünya Sağlık Günü(7 Nisan) ve  uzun bir liste.

Tek bir gün mü hatırlarız anne, babamızı?  Tek bir gün mü önemseriz çocukları? Bir tek günü süsleyip sunmakla ödenir mi emeğin hakkı?  Dünya Barışı bir tek gün mü anımsanır? 

Bu satırları yazmamın nedeni yaklaşan Sevgililer Günü oldu, evet. Kutlayıp kutlamamak, benimseyip benimsememek  ayrı konu. Değil mi ki insan özgür irade sahibi, seçimler kişisel, buna göre herkes seçiminde özgür.    
Şu gün veya bu gün diye çirkefin altını üstünü eşeleyenler kendi irade özgürlüklerinin farkında olsalar burun kıvırmak, çamur atmak için efor sarf etmezler.  Kutlasalar veya kutlamasalar, kim karışır onlara?!..  
Sevgiliye her gün sevgili olun, anneye, babaya evlat, emeğinizin arkasında, mesleğinizin zirvesinde...  Kutlamayın veya kutlayın.  



Aziz Valentin'in hikayesi

İmparator 2. Claudius, Roma’yı kendi katı kuralları ile zalimce yönetirdi. En büyük sıkıntısı, ordusunda savaşacak asker bulamamaktadır. Bu durumun tek nedeni aşktı. Romalı erkekler aşklarını, eşlerini bırakmak istemiyordu. Bu yüzden Claudius, Roma’da tüm nişân ve evlilikleri yasakladı.

Aziz Valentine, Claudius zamanında Roma’da yaşayan bir papazdı. Papaz arkadaşı Aziz Marius ile birlikte, Claudius’un yasağına karşın, çiftleri gizlice evlendirmeyi sürdürdü. İmparator bu durumu öğrendi ve Aziz Valentine tutuklandı.

Cezası, sopa ile dövülerek öldürülmek oldu. MS 270’in 14 Şubat günü, Hıristiyan şehitliğine gömüldü. Bu olaydan 226 yıl sonra, 496’da Papa Gelasius, Aziz Valentine’i onurlandırmak için Şubat 14’ü Aziz Valentine Günü olarak belirlemiştir.

Yıllar geçtikçe yavaş yavaş Şubat 14 sevgililerin, âşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı, hediyeler aldığı bir gün haline geldi. Aziz Valentine de bütün sevenlerin koruyucu azizi haline gelip böyle de anılmaya başlandı.
******
Sevgililer Günü, 1800’lü yıllardan sonra Amerika ’da Esther Howland’ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay haline geldi. Artık dünyada günler öncesinden her yer kırmızı kalpler ile, güller ile donatılmaya başladı.