24 Nisan 2015 Cuma

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Hepsi bizim yakınımızdı ki…
Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirildi.



Ertesi gün çocukların hiçbiri okula gelmedi...
13 Mayıs 2014, Çarşamba… Kömür madenleriyle bilinen Soma kasabasında meydana gelen elim facianın ertesi günü… Soma’da görev yapan öğretmenler “o gün bizim için çok zor başladı, çocuklarımızın hiçbiri okula gelmedi” diye anlatıyor. Öğretmen Emel Abadan “Öğretmenler odasında sürekli haberleri izliyorduk ve herkes ağlıyordu” diyor. Öğretmen Mustafa Sabur: “Çocuklar okula döndüğünde onlara ne söylerim diye içi içimi yiyordu. Derken bir gün Bilim Kahramanları Derneği’nden geldiler ve etkilenen çocuklar için bir projeleri olduğunu söylediler.”
Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.
Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Nisan 2015 Salı

Yüzyıl'ın sorusu


Ermeni Soykırımı yaygarasını koparanların asıl niyeti ne?

http://www.ebediseyyah.blogspot.com.tr/2015/04/soykirm-yalani-ermeni-soykrm-iddialarn.html

http://www.ebediseyyah.blogspot.com.tr/2015/04/soykirm-yalani-ermeni-soykrm-yalan-ve_22.html

1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu neden bir "tehcir" uygulamasını gerekli gördü?

Kelime anlamı: tehcir - zorunlu göç

http://www.ebediseyyah.blogspot.com.tr/2015/04/soykirim-yalani-hocal-soykrm-ve.html


1989 Bulgar Hükümeti'nin Türk asıllı  vatandaşlarına uyguladığı zorunlu göç hakkında neden konuşulmuyor? 

Sonuç:

Ortak çıkarlar. 
Siyasi hamleler.  
Puslu Gündemin kanlı, kara para  trafiği...


Günümüz:

Özgürlüğün ekildiği, Şehitlerin kanıyla  sulandığı topraklarda cirit atan hainler!
Yatacak yeriniz yok.





http://1989zorunlugoc.blogspot.com.tr

20 Nisan 2015 Pazartesi

Çanakkale Türküsü




"Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır."  Mustafa Kemal ATATÜRK


"Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

                                                                        MUSTAFA KEMAL ATATÜRK - 20 Ekim 1927


Gaflet


İnternet'te öylesine dolaşmanın istikametini alışkanlıklar, saplantılar, dayanılmaz merak, ihtiyaçlar belirler.  Banka, vergi işlemlerinden, sanal ticaretten bahsetmiyorum.  Zaman geçirmek: haber, edebiyat, sinema, müzik, seyahat, yeme-içme sanat sayfaları, bloglar, forumlar, sosyal paylaşım platformları...

Yazıma böyle başlamışken "geç burayı, konuya bodoslama gir" diye  içimdeki sese kulak verdim.  Konu ise siyasi gündem içerikli kopyala yapıştır, güya özlü sözler.  Hastalıklı, cahilane, kışkırtıcı, bölücü, ırkçı fikirleri hayat görüşü  diye benimseyenlerin aymazlığından ürktüm.  Siyasi taraf olmayı bir halt sananların içeriği boş safsatalara sımsıkı tutunmanın amaçsızlığından tiksindim.  Yazık, ağzı olan konuşur, okuyup yazmayı öğrenen fikir sahibi kesilir olmuş.  

Hey sen, onun bunun salyalı söylevlerinden cımbızlananları kopyalayıp duvarına yapıştırsan ne olur sanırsın?  Mikrop saçan enfeksiyon gibidir siyaset. Ne yazık ki onu meslek edinenlere bulaşmaz, onlara hiçbir şey olmaz. Bahçenden sökemediğin eğreti otu, zehirli sarmaşık gibi,  asit yağmuru gibi kurutur  içindeki yaşam sevincini arkadaş.   Siyasetin masumu, dürüstü, doğrusu yok, kazık yiye yiye, bedel ödeye ödeye mi bunu öğreneceksin?..  Oy vermek istiyorsan kriterlerini  vaatler, hakaretler, tapeler, afişler, rüşvetler, makamlar belirlemesin.  Hayatını yaşanır kılan gerçek icraatlara, refah seviyene, eğitime, sağlık hizmetine, satın alabilme gücüne, yaşam kalitene  bak.

Sen:  senin gibilerle sağ, sol diye kümelenirken, sağlı sollu soyuldun.  Onlar: sağlı sollu meclisteler, yan yana, kol kola, aynı bol sıfırlı bordroları, dolgun hesapları, taşınmazları, imtiyazları aynı.  Onlar dokunulmazlar, sen ise... ne olmayı seçersen. 

eylül


14 Nisan 2015 Salı

İster sandviç ekmeği, ister poğaça




Bu tarifi bloga ekleyip eklemediğimi hatırlayamadığım için bugün ekledim. Denemeye değer;)

Un- yarım kg civarında
0,5 paket çabuk maya(5 gr)
1 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
0,5 su bardağı yoğurt(oda sıcaklığında)
0,5 su bardağı ılık su
3 yemek kaşığı zeytinyağ
1 yumurta

Üstüne:
Yumurta sarısı, birkaç damla zeytinyağ

Un ve maya derin kap içine alınır. Yoğurma işlemi için bir miktar un ayırılır.  Yoğurt ve su karıştırılır, sıvının ılık olmasına dikkat edilmeli ki maya aktifleşsin.  Yumurta, tuz ve şeker sıvı malzemeyle birlikte karıştırılır unun ortasına döküp sert olmayan hamur yoğurulur. 
Üzeri örtülerek ılık ortamda kabarmaya bırakılır. 1 saat sonra hamurdan istenen büyüklükte bezeler yuvarlanır , fırın tepsisine aralıklarla dizilip tekrar kabarmaya bırakılır.
30-40 dk sonra  200 derece ısıtılmış fırında alt ve üstleri kızarınca kadar pişirilirler.









13 Nisan 2015 Pazartesi

Reva mı?.. Hayat


Insanca yaşamak herkesin hakkı. Ne oldu? Çok mu tanıdık bir slogan? Mutlaka duymuş, okumuş, aklınızdan geçmiş olmalı. İşte bu kadar eminim bu durumdan.
Aşırıya, lükse kaçmadan da maalesef insanca yaşamanın epey kabarık faturası var.
Siyasiler sayesinde.

Yemek-içmek lüks, bakımlı-sağlıklı olmak lüks, eğitim- öğrenim lüks. Daha ne olsun?.. Yaşamak, nefes almak ne yazık ki, lüks.
Sucuk reklamından bahsetmiyorum. Ağız sulandıran karelerin ardından sokak muhabirlerince fikri sorulan  "mağdurlardan" bahsetmiyorum. Çok şükür(!!!), fakir sucuğu da var marketlerde. Tanım aynı, etiketiyle mevcut,  kalite ise sınıf sınıf, "çok şükür" herşey var, parası yetmeyene bile . Sınıflandırılır üretilen her mal: giyim, yiyecek falan ve filan. Sınıflandırılır eğitim, yok öyle bedava. Bilim de neymiş, yatsa kalksa, itaat etse yeter! Hamal gerek saraylara. Oku(tul)muş "seçilenler" siyaset vitrinine, halk ise reva görülen kenar mahalleye. Defosu çok olan pazara, düzgün olan sosyetik mağazalara.

Sosyete de neymiş? 
Güya sıfırdan başlangıç yapan "mucize" başarılar.  Hakkı olanın hakkını vermeden, yatırım yap, kenarda beklet, al-sat sosyetesi. Anlatsınlar külahıma...
Evet, şahidiyiz, bir tek alyans ile başlar hikayeler. Sonra "Yürü ya kulum" der Gölgelerin gücü... Yedik ya, neyse.

Insanca yaşamak. Hesap sorabilmek, idareye(!) güvenmek(?!), insan olmanın onurunu duymaktır. Ne siyaseti yapılıyor? Kime ve kimin için? Yazık.
Zenginleşen siyasilerin peşine takılanların ne düşündüğünü merak ediyorum. Neyin hayalini kurarlar?.. Cahil bırakılan nesillerin vebalini taşıyacak olan  bu zihniyetler. Siyasiler sayesinde.

E, sonuç?..
Kaderinizi oylayın efendiler, lakin hırs, fesat, kin ile değil. 
Kaderinizi oylayın,  göz ardı ettiğiniz, itip kaktığınız gönlünüzü hatırlayıp. 
Neyin fani, neyin baki olduğunu hatırlatın nefsinize. Bunu bizzat siz yapabilirsiniz, hayat ve içindekiler değil. 
Aşk'ın, adaletin, merhametin, umudun, onurun, cesaretin kaynağı yüreğinizi, vicdanınızı hatırlayın.  


eylül

12 Nisan 2015 Pazar

Soykırım


Birilerinin kışkırtıcı söylemlerini hatırlatmak değil niyetim.
Zoruma gidiyor Milletçe duyarsızlığımız.
Zoruma gidiyor.
Hiç mi yaşanmadı asala terörizmi?

ASALA SALDIRILARINDA ŞEHİT OLANLARIN VE YARALANANLARIN LİSTESİ

27 Ocak 1973 - Los Angeles (ABD) Mehmet Baydar-Bahadır Demir: Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir, 78 yaşındaki Amerikan uyruklu Ermeni Gurgen Yanikiyan tarafından katledildi. 
22 Ekim 1975 - Viyana (Avusturya) Daniş Tunalıgil: Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil, büyükelçiliği basan 3 terörist tarafından katledildi.
24 Ekim 1975 - Paris (Fransa) İsmail Erez-Talip Yener: Türkiye'nin Paris Büyükelçisi İsmail Erez ve makam şoförü Talip Yener, büyükelçilik yakınlarında katledildi. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi. 
16 Şubat 1976 - Beyrut (Lübnan) Oktar Cirit: Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliği Başkatibi Oktar Cirit, bir salonda otururken, Ermeni teröristlerce katledildi. Saldırıyı ASALA üstlendi. ASALA ilk kez bu cinayetle adını ortaya attı. 
9 Haziran 1977-Roma (İtalya) Taha Carım: Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Taha Carım, büyükelçilik ikametgahının önünde iki teröristin suikastı sonucu katledildi. Saldırıyı bu kez "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi. 
2 Haziran 1978 - Madrid (İspanya) Necla Kuneralp-Beşir Balcıoğlu: Türkiye'nin Madrid Büyükelçisi Zeki Kuneralp'in makam aracına 3 terörist tarafından ateş açıldı. Arabada bulunan büyükelçinin eşi Necla Kuneralp ile emekli büyükelçi Beşir Balcıoğlu, hayatlarını kaybettiler. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi. Bu olayda, ilk kez bir yabancı da Ermeni teröristlerin Türklere yönelik saldırısı sırasında öldü. Makam Şoförü İspanyol Atonyo Torres, teröristlerin kurşunlarına hedef oldu. 
12 Ekim 1979 - Lahey (Hollanda) Ahmet Benler: Hollanda'daki Türkiye Büyükelçisi Özdemir Benler'in oğlu Ahmet Benler, silahlı saldırıyla katledildi. Olayı bu kez hem "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" hem de ASALA ayrı ayrı üstlendi. 
22 Aralık 1979 - Paris (Fransa) Yılmaz Çolpan: Türkiye'nin Paris Turizm Müşaviri Yılmaz Çolpan, bir teröristin saldırısı sonucu katledildi. Suikastı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi.
31 Temmuz 1980 - Atina (Yunanistan) Galip Özmen-Neslihan Özmen: Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği İdari Ataşesi Galip Özmen ile 14 yaşındaki kızı Neslihan Özmen, bir teröristin silahlı saldırısı sonucu katledildiler. Galip Özmen'in eşi Sevil Özmen ve oğulları Kaan Özmen olaydan yaralı olarak kurtuldular. Saldırıyı bu kez ASALA üstlendi.
17 Aralık 1980 - Sidney (Avustralya) Şarık Arıyak-Engin Sever: Türkiye'nin Avustralya Başkonsolosu Şarık Arıyak ile koruma görevlisi Engin Sever, Ermeni teröristlerce katledildiler.
1980 yılında ayrıca yaralanmayla sonuçlanan şu saldırılar da oldu:
-6 Şubat'ta Türkiye'nin İsviçre Büyükelçisi Doğan Türkmen, Bern'de uğradığı saldırıdan yara almadan kurtuldu. 
-17 Nisan'da Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Vecdi Türel'in makam aracına ateş açıldı. Türel ve koruma görevlisi Tahsin Güvenç saldırıdan yaralı olarak kurtuldular. 
-26 Eylül'de Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Basın Danışmanı Selçuk Bakkalbaşı, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.
4 Mart 1981 - Paris (Fransa) Reşat Moralı-Tecelli Arı: Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Reşat Moralı ile din görevlisi Tecelli Arı, Çalışma Ataşeliği'nden çıkıp arabaya binecekleri sırada 2 teröristin saldırısına uğradılar. Moralı saldırı sırasında hayatını kaybederken, din görevlisi Arı, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede öldü. Saldırıyı ASALA üstlendi.
9 Haziran 1981- Cenevre (İsviçre) Savaş Yergüz: Sözleşmeli sekreter Savaş Yergüz Ermeni teröristlerce katledildi.
24 Eylül 1981- Paris (Fransa) Cemal Özen: Güvenlik Ataşesi Cemal Özen, Ermeni teröristlerce katledildi.
1981’de yaralanmayla sonuçlanan şu saldırılar da gerçekleşti:
 -2 Nisan'da Türkiye'nin Kopenhag Çalışma Ataşesi Cavit Demir, oturduğu apartmanın asansöründe uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtuldu. 
-25 Ekim'de Türkiye'nin Roma Büyükelçiliği İkinci Katibi Gökberk Ergenekon, yolda yürürken saldırıya uğradı. Ergenekon, olaydan hafif yaralarla kurtuldu. 
28 Ocak 1982 - Los Angeles (ABD) Kemal Arıkan: Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan öldürüldü. Arıkan'ın katili Taşnak militanı Hampig Sasunyan’dı.
5 Mayıs 1982 - Boston (ABD) Orhan Gündüz: Türkiye'nin Boston Fahri Başkonsolosu Orhan Gündüz, uğradığı silahlı saldırıda katledildi. 
7 Haziran 1982- Lizbon (Portekiz) Erkut Akbay-Nadide Akbay: Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği İdari Ataşesi Erkut Akbay otomobilinde uğradığı silahlı saldırıyla katledildi. Otomobilde bulunan eşi Nadide Akbay da yaralı olarak kaldırıldığı hastanede bir süre sonra yaşamını yitirdi. 
27 Ağustos 1982 - Ottawa (Kanada) Atilla Altıkat: Türkiye'nin Ottowa Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Atilla Altıkat, silahlı saldırıyla katledildi.
9 Eylül 1982 - Burgaz (Bulgaristan) Bora Süelkan: Türkiye'nin Burgaz Başkonsolosluğu İdari Ataşesi Bora Süelkan katledildi.
1982’de yaralanmayla sonuçlanan şu saldırılar da gerçekleşti: 
-8 Nisan'da Türkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Kani Güngör, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı. 
-21 Temmuz'da Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosu Kemal Demirer'e konutu önünde silahlı saldırı düzenlendi. Demirer, olaydan yara almadan kurtulurken, saldırgan yaralı olarak yakalandı. 
9 Mart 1983 - Belgrad (Yugoslavya) Galip Balkar: Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar'a 2 terörist tarafından 9 Mart'ta silahlı saldırı düzenlendi. Olayda ağır yaralanan Balkar, 11 Mart'ta hayatını kaybetti. Olayda, bir Yugoslav öğrenci de öldü. Saldırıyı Kirkor Levonyan ile Raffi Aleksandr adlı Ermeni teröristler gerçekleştirdi.
14 Temmuz 1983 - Brüksel (Belçika) Dursun Aksoy: Türkiye'nin Brüksel Büyükelçiliği İdari Ataşesi Dursun Aksoy, Ermeni teröristlerce katledildi. 
27 Temmuz 1983 - Lizbon (Portekiz) Cahide Mıhçıoğlu: Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği, 5 Ermeni terörist tarafından basıldı ve bina içindekiler rehin alındı. Baskın sırasında büyükelçilik Müsteşarı Yurtsev Mıhçıoğlu'nun eşi Cahide Mıhçıoğlu hayatını kaybetti.
28 Nisan 1984 - Tahran (İran) Işık Yönder: Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Sekreteri Şadiye Yönder'in eşi, İran ile Türkiye arasında ticaret yapan işadamı Işık Yönder, ASALA. tarafından katledildi.
20 Haziran 1984 - Viyana (Avusturya) Erdoğan Özen: Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Erdoğan Özen, otomobiline yerleştirilen bombayla katledildi. Olayı, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi. 
19 Kasım 1984 - Viyana (Avusturya) Enver Ergun: Türkiye'nin BM Temsilciliğinde görevli Enver Ergun, aracına yerleştirilen bombayla katledildi. Bu olayı da, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi.
1984’te şu saldırılar da gerçekleşti:
-27 Mart'ta Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Ticaret Müşavir Yardımcısı Işıl Ünel'in otomobiline bomba yerleştirmeye çalışan bir terörist, bombanın elinde patlaması sonucu öldü. 
-28 Mart'ta yine Tahran'da Büyükelçilik Başkatibi Hasan Servet Öktem ve Büyükelçilik Ataşe Yardımcısı İsmail Pamukçu, evlerinin önünde uğradıkları silahlı saldırıda yaralandılar.
7 Ekim 1991-Atina (Yunanistan) Çetin Görgü: Atina Büyükelçiliği Basın Müşaviri Çetin Görgü bilinmeyen terörist unsurlarca katledildi.
11 Aralık 1993- Bağdat (Irak) Çağlar Yücel: Bağdat Maslahatgüzarlığı İdari Ataşesi Çağlar Yücel suikastla katledildi.
4 Temmuz 1994-Atina (Yunanistan) Ömer Haluk Sipahioğlu: Atina Büyükelçiliği Müsteşarı Ö. H. Sipahioğlu, suikastla katledildi.

11 Nisan 2015 Cumartesi

Tragedia

Sıradan bir film sahnesi bu başlığı yazdıran.  Bu yaşlı gezegen üzerinde yaşanmış, yaşanan  çok trajedi var diye beni tekrar düşündüren. Fazlasıyla yazılıp çizilmiş, çoğu saklı kalmış, gerçek öyküler. 
Insan ruhu enstrüman misali dedim, basıldığı  yerden ses veren.  Bestelerinden etrafa kâh hüzün, kâh neşe saçılan. Ressamın paleti misali rengarenk , dedim, duygular.

Misalden öte, nefes alıp düşünen, bir anlık ömrü olan bir varlık insan. Hele ki bilgi ile donatıldıysa, edep terbiye edindirildiyse,  fikri mantık ile buluştuysa ömre bedel o ömürlük an... Ey, İnsan.

"Benim acım seninkinden öte,  dayanılası değil, böylesine  "pişmek" denir... 
Benim savaşım kutsal, bu yüzden illa kazanılması gerek... Benim sözüm doğru, seninkisi gaflet... Benim yolum doğru, sen uslu olup sadece beni takip et... 
Acılarımdan beslenip büyüdüm, ben tek'im, tek..."
Sözler.  Sen neymişsin, hey gidi insan, dedirten...

"Canım yansa herkesi yakarım, mutluysam, o tek benim hakkım... 
Mal yüküm ağır, olsun, benimdir. Derdim çok, suçu herkesindir...
Tek doğru ben, hep yanlış herkes, trajedinin 'en' olanından yükseldim!.."
Sen kimsin, insan...

 Durup bir düşünsen... Nefesini dinlesen. Girdiğin yolu görsen.  İndiğin  durakları hatırlasan. Kendinle gerçekten yüzleşsen. Uyanıp, şükretsen.
Izdırap ve çaresizlik, nefret ve intikam ile beslenmesen. Yaşanmışlığın kaderini giyinmesen. Işıktan korkmadan, boynunu bükmeden ruhun özgürlüğüne sahip çıksan, var olmayı haykırsan. Yaradılışının hakkını  versen. 
Anlasan. 
Trajedinin başı sonu senin elinden gelen. Suçlu arama boşuna. İyi de kötü de, doğru da yanlış da senden...  


eylül

4 Nisan 2015 Cumartesi

Ruhun bam telleri



Korku: 
Korkutularak büyüyüp, korkarak yaşamak. Korku ile ölümü beklemek.

Merak: 
Bilgi sahibi olduğunuzu söylemeniz yeter...

Cimrilik:
İki uçlu bıçak; avlanmak ve av olmak...

Üstünlük:
Zafiyet...

Büyük Gönüllülük, Cömertlik :
Karakteristik, istismar edilir...

Merhamet:
Bu duygudan beslenenler var...

Suçluluk:
Gerçekten suçlu musunuz?..

Erkeklik:
Üstünde oynanabilir, gaza gelir misiniz?..

Kadınlık:
Üstünde oynanabilir, gaza gelir misiniz?..

Doğruluk(adalet):
Doğruyu bulmak ister insan, hayat ise tam tersini ister...
Şundan, bundan ne eksiğin var diye soranlar varsa, tuzak.  Seni kullanıp fikirlerini kullananlar, düpedüz adaletsizlik. 


Kin( intikam hırsı):
Adalet susuzluğu çeken insan intikama yönelir. Ateşi harlayanlara dikkat!..

Çekememezlik(fesatlık):
Pasa benzer, yavaşça yayılır.  Dikkat! Ömrü bitirir...

Kıskançlık:
Zor. Kapılması kolay...

Vatanseverlik: 
Üzerine gidilirse nefes feda edilir...

Çekicilik:
Tatlı zafiyet, dayanmak zor...

Özsaygı:
Korkuları yenmek