20 Nisan 2015 Pazartesi

Gaflet


İnternet'te öylesine dolaşmanın istikametini alışkanlıklar, saplantılar, dayanılmaz merak, ihtiyaçlar belirler.  Banka, vergi işlemlerinden, sanal ticaretten bahsetmiyorum.  Zaman geçirmek: haber, edebiyat, sinema, müzik, seyahat, yeme-içme sanat sayfaları, bloglar, forumlar, sosyal paylaşım platformları...

Yazıma böyle başlamışken "geç burayı, konuya bodoslama gir" diye  içimdeki sese kulak verdim.  Konu ise siyasi gündem içerikli kopyala yapıştır, güya özlü sözler.  Hastalıklı, cahilane, kışkırtıcı, bölücü, ırkçı fikirleri hayat görüşü  diye benimseyenlerin aymazlığından ürktüm.  Siyasi taraf olmayı bir halt sananların içeriği boş safsatalara sımsıkı tutunmanın amaçsızlığından tiksindim.  Yazık, ağzı olan konuşur, okuyup yazmayı öğrenen fikir sahibi kesilir olmuş.  

Hey sen, onun bunun salyalı söylevlerinden cımbızlananları kopyalayıp duvarına yapıştırsan ne olur sanırsın?  Mikrop saçan enfeksiyon gibidir siyaset. Ne yazık ki onu meslek edinenlere bulaşmaz, onlara hiçbir şey olmaz. Bahçenden sökemediğin eğreti otu, zehirli sarmaşık gibi,  asit yağmuru gibi kurutur  içindeki yaşam sevincini arkadaş.   Siyasetin masumu, dürüstü, doğrusu yok, kazık yiye yiye, bedel ödeye ödeye mi bunu öğreneceksin?..  Oy vermek istiyorsan kriterlerini  vaatler, hakaretler, tapeler, afişler, rüşvetler, makamlar belirlemesin.  Hayatını yaşanır kılan gerçek icraatlara, refah seviyene, eğitime, sağlık hizmetine, satın alabilme gücüne, yaşam kalitene  bak.

Sen:  senin gibilerle sağ, sol diye kümelenirken, sağlı sollu soyuldun.  Onlar: sağlı sollu meclisteler, yan yana, kol kola, aynı bol sıfırlı bordroları, dolgun hesapları, taşınmazları, imtiyazları aynı.  Onlar dokunulmazlar, sen ise... ne olmayı seçersen. 

eylül


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder