10 Mayıs 2015 Pazar

Yol

Uzun zamandır yazmak istediğim bir yazının cümleleri tarafından kuşatıldım.  Rahatsızlık
verici bir durum. Düşünceler, kelimeler, paragraflar gelir, oysa ben bomboş bir kağıt gibiyim.  Gecenin bir yarısı uyandırıp, acıtıyor her biri.  Kanatlanıp uçuyorlar, pencere pervazındaki serçeler gibi. Geride kalan bir ben ve de içimdeki derin sessizlik.
Acıyor fikrim, Aşk ruhum kavruluyor; yer yanlış, zaman kahpe, yol amansız, yine de yürünmeli...
Ne cehennem ne de cennet, sınav yeryüzünde. Hayat ise kandırmaca, kıyım, dehşet.  Öğretilmiş,
cahil bırakılan dimağlara kazınmış korkuların esirleri, kayıp ruhlar, vicdansız para köleleri, yeryüzünde. Güzel-çirkin, iyi-kötü, doğru-yanlış, yalan-gerçek, insanın içinde. 
Etime kazınır olan biten her şey, zihnim kanıyor. Ben  aptallığıma sığınırım, çünkü orada
herkes melek. İsyanım ise, Aşk'a zarar...
Aklımı zorlayan bir hayat var.  Şaka  değil, hakarettir olan biten. Aptal olan değil, aptal yerine konanlar var... Kandırmacadır hayat. Kendini kandırır durursun: inancınla, hissinle, canın ve
kanınla.  Uyutulursun... İsteğin ve izninle.

eylül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder