4 Ekim 2015 Pazar

Uyandığında, büyü bozulur

Mutsuz insan manzarası var hayatın,  mutlu kalbinden dolayı.  Her sabah, rüyalar diyarı kapıları kapanınca, göğsünün ortasına saplanan hançerdir hayat; Aşk  yüreğinden dolayı. Her gün, savaşın en acımasızında kendinde kalmak için çarpışır, ölüp dirilir benliğin, sadece Aşk için.

Öyle bir silah ki insan; beklentileri, hırsları, sonu gelmeyen aç gözlülüğü, cehaleti. Öyle bir zindan ki; vicdansızlığı, acımasızlığı, kini, nefreti.  Ne işin var burada  dedirten.  Çekip gidemediğin hayatı nereye saklasan?.. 

Hayaller gerçek olacak kadar mütevazi ve yine de ulaşılmaz olduğunda nasıl lanet etmeyeceksin yaşadığına?.. Nasıl isyan etmeyeceksin varlığına?..  Ah.
Soruların cevapsız kaldığında, insanlığın sınıflandırıldığında, köleleştirildiğinde özgürlüğün nasıl nefes alacaksın?.. Her an yüzleştiğin hayata-hediye paketi, köprü altı, kenar mahalle- hayatların hepsine nasıl küfretmeyeceksin?..

Çok basit; nefes alıp vereceksin ve dünyanın etrafında dönmesini isteyeceksin. Yalan üstüne yalan yapıp, iftira üstüne iftira atıp  hepsini  inkar edeceksin.  Uyanık olacaksın, köşelerin tümüne mevzilenip tezgah açacak, işini kuracaksın. Kimseye, kendinden olana bile göz açtırmayacak, tek olacaksın. Yüzyılın insan profili olacaksın...

Olur da bir an uyanırsan, büyü bozulur. 
Hayatı başka görmeye başlarsın. İnsanların maskelerini fark edersin. Kalbini acıtır o anlar. İnsanlığından utanır, kedere boğulursun. Olur ya, yüreğin taş, vicdanın kör  uyanırsan, kan ağlarsın. Gidecek tek yerin Aşk, olur ya... geldiyse...

eylül

eylülNot:

Edebiyat: duygu birikimini yazıya dökmek



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder