23 Aralık 2015 Çarşamba

Hindi etli, patatesli brüksel lahanası yemeği




350 gr hindi göğüs
 2 patates
 Bir havuç
Kuru soğan,
İki diş sarımsak
 Bir paket brüksel lahanası
1 tatlı kaşığı bal
 Köri, karabiber, tuz
Bir silme tatlı kaşığı domates salçası
 Bir silme tatlı kaşığı biber salçası
Zeytinyağı
 ( hindi eti ve patates brüksel lahanası büyüklüğünde kesilir)


 Önce et kızarmaya bırakılır, soğan eklenir. Ardından kıyılmış sarımsak , dilim dilim doğranmış havuç, sonra brüksel lahanaları ve patatesler. Baharatlar, bal ve salça karışımı ilave edilir. Üstünü örtecek fakat geçmeyecek kadar sıcak su eklenerek kısık ateşte pişirilir.



10 Aralık 2015 Perşembe

Bomonti’de yepyeni bir yaşama çok az kaldı… Bu çok özel yatırım fırsatını kaçırmayın!

155 apart daireli The House Residence ve 51 odalı The House Hotel, 2016 yaz döneminde Bomonti’de kapılarını açmaya hazırlanıyor. 
Yenigün İnşaat yatırımı, The House Collection markası ve FYP’nin dizayn, marka ve konsept planlaması ile Bomonti’de hayat bulan The House Residence’da ince işler hızlı bir şekilde devam ediyor. Özel dizayn tasarımları ile hazırlanan örnek daireler, bugünden The House Residence tasarım anlayışını ve Bomonti’deki yaşamı keşfetmeniz için sizi bekliyor…
Modern yaşam, sanat ve dizayn ile zenginleşen The House Residence’ta yaşam stüdyo, 1+1 ve 2+1 dairelerde çok özel ödeme planları ile yatırım fiyatı 230 Bin Dolar’dan başlayan fiyatlarla sunuluyor. Dairelerin yatırım planlama ve uzun/kısa dönem kiralama hizmetlerini ise daha ilk günden FYP sizin için yapıyor… 
Dinamik, sosyalleşmeye açık ve konforlu bir yaşamın kodlarıyla şekillenen The House Residence Bomonti’de, 1+0’dan 2+1 ve penthouse’lara kadar 44 m2 ile 199 m2 arasında değişen, özel tasarıma sahip 155 adet apart daire seçenekleri sunuluyor. Yaşama renk katan detaylar ise projenin lounge, dining room, spor kulübü, club ofisi, kafeleri, peyzaj alanları ve teras gibi alanlarında odaklanmış durumda. Yaşamı ortak alanlara taşıyan The House Residence, servis zenginliğini ve kalitesini aynı binada bulunan 51 odalı The House Hotel’den alacak.
The House Residence’da dairenin yatırım planlaması daha ilk günden senin adına yapılıyor, detaylar seni yormuyor. Bütün dairelerin kısa, uzun dönem kiralama hizmetleri The House Residence yönetimi ve FYP tarafından, uluslararası zincirlerin işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. The House Residence, her detayı özenle planlamaya dayanan modern tasarım anlayışını evinize de taşıyor. Dilerseniz tüm yaşam alanlarınızı sizin seçimlerinizle güzelleştiriyor. Taşınmaya hazır, zevkle döşenmiş, titizlikle hazırlanmış bir otele gelir gibi bavulunuzu alın, gelin ve yaşamaya başlayın.
Bomonti’ye tasarım dokununca
Piramit Mimarlık Turgut Toydemir tarafından projelendirilen The House Residence’ın yaşam konsepti ve iç mimari planlaması FYP Proje Geliştirme’den Tony Phillipson’ın İngiliz Conran  + Partners ile gerçekleştirdiği özel işbirliğiyle hayat buldu. Peyzaj ve cevre düzenlemesinde ise Hyland Edgar Driver imzası var. Geleneksel ve modern endüstriyel alanların yansımaları, modern mimari ve yaşam tarzı kodlarını harmanlayan tasarım New York Soho, Londra Covent Garden ve Paris L’es Halles gibi örneklerle de organik bağa sahip. Ortaya çıkan sonuç ise, ana yaklaşım olarak modern mimari, life style konsept ile geleneksel ve modern endüstriyel tasarımı birleştiren yepyeni bir konsept.
7/24 hayat, hizmet, mutluluk
The House Residence Bomonti, The House Hotel, The Residence Lounge, The Dining Room, The Cafe, The Club Fitness, The Club Office, The Garden Terrace ve The Services gibi mekan ve hizmetleri aynı binada, aynı çatı altında bir araya getiriyor. The House Residence’da kişiye özel servisler, Bomonti’nin ilk dizayn oteli The House Hotel işletmesi ile sunuluyor. The Services olarak tanımlanan sınırsız hizmetler ile, iki farklı noktada 2 farklı resepsiyon ve özel asistan, housekeeeping, vale, teknik servis, güvenlik ve ev sahibi kullanımına hazır laundry alanı, apart daire sahiplerine ev ortamında da otel konforu sunmayı hedefliyor.
Evler sakin, ortak alanlar yaşamla dolu
Konut, hotel, sosyal yaşam alanları, spor kulübü ve service ofis alanı ile bir yaşam merkezi olarak hayata geçen The House Residence, eğlence, yaşam, iş ve spor keyfini birlikte sunuyor. 2016 yazında tüm sosyal alanları ile hayata geçecek olan The House Residence sakinleri The Dining Room’da dilerlerse hazırladıkları yemeklerle dilerlerse özel asistanın yardımıyla davetlerini verebilecekler. Sabah 7:00 – gece 24:00 saatleri arasında kişiye özel hizmet veren The Residence Lounge, size özel bir mekan olarak tasarlandı. The Club Fitness sağlıklı bir yaşam sunarken, giriş terasında yer alan The Cafe’ler de ise Nişantaşı, Galata ve Karaköy’ün gözde mekanlarını sizlerle buluşturacak.
Daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Aralık 2015 Cuma

Yürekteki İz

Zaman olur günlük tutanlara gıpta ederim. Hayatının kendisi için önemli anları fotoğraflayan, video arşivi oluşturan, kronografiye önem veren ve bunun gereğini yapanlara hayranlık duyarım.  Zaman zaman başıma gelen bir olay.  Böyle olduğundan belki üstünde durmam, durup durup içimi bunaltmam.
 
Günlük tutma  maceram birkaç haftada son buldu yanılmıyorsam. Eksikliğini hissetmedim. Açıkçası, bana göre, aptalca ve lüzumsuz bir eylemdi.  Hangi sebepten dolayı bilmesem de, anlık, günlük olayları yazmayı hiç de arzulamadığımı anlamıştım nasılsa.
Oysa, yazmak benim için önemli bir olay, hayatımın her döneminde olduğu gibi.
Herkes gibi( çoğunluk yüzünden genelledim) şiir ile başladım. Uyaklı, tıkır tıkır, uyumlu dörtlükler ile. Kısa süre sonra beyaz şiirlere, sonra şiirsel cümlelere döküldü hislerim.
Yine de günlük tutmadım; tutmayı beceremedim mi, istemedim mi?..
Hovardalık etmek var bir de bende; uçan kağıtlara mısralar, şiirler, hikayeler yazıp savurdum.  Banknot saçar gibi yazıya döktüklerimi  saçtım.  Ne de olsa bana ait olan tek varlığım onlar, kime ne!.. Dermişim. Mesele hiç de öyle değilmiş, herneyse, geçip gittim diyelim. 
 
Gıpta ettim dedim ya, aslında saliselik bir hal. Çoğunlukla gıcık olurum bu meraklara. Zamanı objelere sığdırıp keyfince geriye sarmak  bir takıntı olmalı diye düşünürüm.
Egonun bir oyunu. Kendini kendine geçmişin yardımı ile tekrar tekrar anlatmak, ne gereği varsa. Fotoğraflara bakıp Zaman bağlamlı kayıplarını görmemek, , işte bu bir sorun. Düşününce; ilkokul çağında yazılmış günlüğün orta yaşlarda okunduğunda etkisi ne olur, ne kadar sürer?..  
Açıkçası, biraz acımasız gibi görünür(herkesçe değil), kullanma tarihi sınırlı olan varlıklarız. Dönem dönem yaşarız bize biçilmiş ömrü.  Öyle veya böyle. Bu yüzden hem gıpta eder hem de gıcık olurum bu insani durumlarından her birine. 
 
Yaşamak, trajikomik bir eylem, en azından benim düşüncem bu.  Trajedi yokluklar, çaresizlikler yüzünden. Komedi ise nimetler ve basiretsizliklerden.   Düşünüyorum da, şükrettiklerim isyanlarımı kat be kat bastıracak çoğunlukta.  Hayat denen öğütücüde tek parça kalmamın nedeni bu olmalı.  İnsandan yana umudumun tükenmemesinin sebebi de.  İnsandan yana umut deyince bir anlık içim bir garip olur ya, es geçerim onu, her defasında.  Bakalım, nereye kadar... 
 
Yaşadığın her günü yazsan ne olur, yazmasan ne olur.  Güldüğün-ağladığın, yediğin-içtiğin, gittiğin-gördüğün ne varsa yazsan, yazmasan ne olur.  Zaman delip geçer ya ömrünü, onu albümlerde, hafıza kartlarında saklasan   ne olur?.. Seni anlatan her ne varsa zaten sana dair,  yüreklerde bıraktığın iz asıl " işte budur!" dedirten...
 
eylül