24 Nisan 2017 Pazartesi

Kaybedenler, kazananlar


Hayat, mutlaka katılman gereken bir eylem


Hayatı ve insanları anlamayı denedim, ömrüm yettiğince de bunu yapmaya devam edeceğimin farkındayım.
Vazgeçmek diye bir seçeneği aklımdan  geçirmedim.  Şimdi durup  baktığımda, karmakarışık bir hal görüyorum. Düğüm düğüm olmuş bir iplik çilesi gördüklerim, yaşadıklarım, bildiklerim, anladıklarım. Tek tek açmak için o düğümleri, ömrüm yeter mi? Bilmiyorum.
Ben mi yanlış yerinden başladım hayat şarkısına?..

Ömür dediğin içinde herşeyi barındıran sınırlı zaman dilimi değil mi?  Değil mi?  Apayrı bir anlamı varsa onu bana anlatsın birileri, ne olur.
Her seferinde olduğu gibi en başa dönmeliyim. Başından karışmadı mı ki o iplik çilesi?..  İlk haykırışla uyandığın bu yaşlı gezegen, yoksa yok mu böyle bir yer? Herşey bir düş mü?
Gelişin farklı değil, sebep olanlar nerede olurlarsa olsun, dil, ırk, renk, inanç fark etmez.  Aynı şekilde geldik bu dünyaya, farkımız yok birbirimizden.  İnkar edilemez tek bir gerçektir farklı uyanan Ruh ve Yürek.  
Var farkımız birbirimizden, tek tek, özenle yaratıldık. Biz, hepimiz bunu unuttuk.  Kazandık, kaybettik, skor tuttuk, alkışladık, yuhladık; bütün bunları biz ettik kendimize.  Hayat böyle yazılmış diye kandırılmak istedik, inandık. İtaat ettik, boyun eğdik, eksik gördük içimizdeki mucizeyi ve hırslarımıza yenildik.
 Hayat dediğin bir canın nefes alıp verişi, peki öyleyse  neden bunca cevaplı cevapsız soru hezeyanı? Neden bunca isyan ve acı? Neden? Bırak sosyo-ekonomik mesajları, bırak asaletle avamlığı, bırak seçilmişliği, yaşamak herkesin doğuştan hakkı. Bir tek günahların var bahsedebileceğin, o da cesaretin varsa...
Anlamıyorum,  burada kazanan, kaybeden kim?  Öyle bir iç çekişi ki hayat... insanın ciğerini parça parça eder.



eylül


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder