9 Nisan 2017 Pazar

Taksim, İstiklale en son ne zaman gittin?



İki-üç hafta önce oradaydık. En son ne zaman gittiğimi hatırlamıyorum, belki dört beş yıl olmuştur.  Uzak mı? Değil, bu trafikte bir saatlik yol, kısmet olmadı, kısmeti de zorlamadık, zaman geçti.  Olan olmuş, kısaca, ben hala  o bahar soluklu mart günü akşamüstündeyim.  Bir yanım "gitmeseydik", diğer yanım "gidip görmeseydik", ve "neden? niye kıydınız?" diye isyan edip avaz avaz haykıran benliğim.
İstiklal caddesi savaş sonrası bir hale bürünmüş, kimbilir orayı "keşf" eden suriyelerin yabancılık çekmemeleri için belediyenin hizmetidir(!).  Kaldırım yok, asfalt yok, çatlaklarla, toz içinde, garip inşaat artıkları, paravanlar...  Kalabalık mı? Kalabalık, yabancı, arabesk, tekinsiz.
Gezi Parkına çıktık, aynı manzara. Toz toprak içinde, terk ve istila edilmiş. Etrafında polis barikatları.
Taksim anıtı, hala yerinde.  Dört bir yanı suriyeli darbukacılar, şarkıcılar, meraklı sığınmacılar.
Irkçılık mı? Değil. Umurumda da değil, kim ne düşünürse düşünsün.
Taksimin dört bir yanı basiretsiz, bölücü, kindar, vatansız siyasetçilere esir düşmüş.  Türkiye yaralı. Sırtından hançerlenmiş.
Sahi, en son ne zaman Taksim, İstiklale gittin?..

eylül


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder