Bu Blogda Ara

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Hayatın özü

Hayat; renkli, gizemi bol, biraz korkutucu, biraz iştah açıcı, kaçıp gidesin ve kesinlikle kalasın bir yolculuk.
Kendimizi nasıl hissedersek, hayat da bize öyle gelir.  Büyü gibi bir şey.  Asıl önemli olan ise, kendimizi hazırlamak.  İstediğimiz olsun olmasın, ayakta kalmamızın bir sebebini bulmak önem arzeder.  Zorlama veya özenti bir durum olmadığı sürece... 
Yaşamak eğlenceli. Eğlenceyi düzenleyen biz olduğumuzda.  Başkalarından beklentilerimiz olmadığında ve yaratıcılığımıza sınır çizmediğimizde kanatlarımıza kavuşup uçuşa hazır oluruz.  Yani, sınırı belirleyen kişiliğimiz olur.  Kaderimizi şekillendiren, hayati  seçimlerimiz.

Kimimiz hayatın kolay, eğlenceli akıntısında bulur kendini. Kimimiz, zor, deneysel bir yolda. Seçeneğimizde yok, kolay ve zor. Yaşıyoruz başımıza geleni. 

Kararlarımızın, tercihlerimizin sonucuna mahkümuz. Geçmişte, şimdi ve gelecekte.  Neyi seçersek seçelim, bulunduğumuz jeografyanın, siyasi ve sosyal olguların bize etkisini asla görmezden gelemeyiz.
Tek başımıza olduğumuzu unutmamalıyız.  Ne yazık ki, hayatta başarmak için acımasız olmayı kabullenmeli insan.  Vicdani olarak  zor... 

Açıkçası, ruhlarımız aynı değil.  Genelleme yapmak hiç de doğru değil. İnsan psikolojisi komplike bir olay. 
Hayatın, -elbette benim görüşüme göre- panayıra benzer yanı var. Şans meselesi. Tavşandan çektiğin kısmette yazılanlara kalmış.  Bazıların yolu açık, bazıların ise değil.  Bu, kadercilik olarak görülmesin.
Aslında, dillendirilmemiş, resmiyete dökülmemiş bir düzenin sonucu.  Yasal bir girişimin bedelleri ödense de bunun görünmez yanları  var, sonuçta, eğer yeterli donanıma(!?) sahip değilseniz  başarmak imkansız olur. 

Yaşamak, öyle kolay olmamış, hiçbir devirde.  Bit yavrusu kıvamında olanların beslendikleri bir kitlenin mahvoluşu olmasa ne sınıf ne rant doğar... 
Nitekim, hayata katlanmak zor. 
Shakespeare'nin Hamlet'inin dediği gibi:
"olmak ya da olmamak, işte, bütün mesele bu! 
Düşüncemizin katlanması mı güzel, 
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa, diretip bela denizlerine karşı 
Dur! yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun."
...

Kısaca, güzeli ve doğruyu düşlemek onu yaşayabileceğimiz anlamına gelmez.  Bazen, güzel anlar gelir başımıza, ne yazık, çok kısa sürer ve  daha sonra inanılmaz gelirler.   Belki bu yüzden, parasını ödemediğimiz mucizeleri beklememeye alışmalıyız.  


eylül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder