9 Mayıs 2013 Perşembe

ve hayat galiba böyle geçer

Bazen, birbirine tıpatıp benzer günler ard arda dizilir ve süre uzadıkça bu sıradanlığa neredeyse alışılır.  Başlarda tadını çıkardığını düşünürsün, sonra yavaştan sıkılırsın  ve  her şeye rağmen sürüyorsa saati saatine alışırsın. Aynı vakitlerde uyanmak/uyumak, aynı işlerle uğraşmak, aynı yollardan gidip gelmek  gibi çaktırmadan da olsa  planlı programlı monotonluğun içinde dönüp durursun.  Böyle bir durum herkesçe farklı ve kişisel yaşanır.   Ve hayat galiba böyle bir şey...

Bugün üç-dört günde bir yaptığım ekmeğin ununa mısır unu ekledim, hafif limon sarısı bir renge büründü. Hamurunu kek hamurundan biraz daha koyu olacak kıvamda  hazırladığım ekmek daha hafif ve sıcak sandviç yapımına uygun. 


 
Portakal kokulu, kahveli,  kakaolu küçük kekler her zaman kurtarıcı; hem vakit hem de beklenmedik misafirler söz konusu olduğunda. 

 
 
 
 
Sanal gezintiye sıra geldiğinde duygu yüklü bir şiirin satırlarına takılıp kaldım: Hristo Fotef(25.03.1934 - 27.07.2002), İstanbul doğumlu, bulgar kökenli  şair.
"Anneme" şiirini tercüme ederken, için için sarsıldığımı fark ettim. Duygularını öyle yürekten, öyle güzel dökmüştü mısralara ki, korktum... Tercümede o güzelliği,  duyguyu eksik bırakacağımdan korktum.  Buna rağmen vazgeçmedim, vazgeçmek istemedim. Annem için ve tüm anneler için. Üstelik, 11 mayıs, dört yıl önce son yolculuğuna çıkan annemin doğum günüyken, vazgeçemezdim.

Anneme

Anne.
Ben de döneceğim, her zamanki gibi.
Her zamanki gibi, en beklenmedik anda
pencereni kaplayacağım karanlıkta.
Şaşırıp kalkma iskemlenden,
düşme kollarıma-
bak bana,
ve izin ver paltomu çıkarayım.
Odun keseyim ve ayaklarına diz çökeyim,
sobadaki ateşi alevlendireyim.
Gülümseyerek eğil valizime,
giysilerime, kitaplarıma - düşüncelerime.
Ve dokun onlara- lütfen, -ağırlıklarını yeniden sevmemi sağla.
Çekinme, adım at ruhuma,
camlarını sil, konukseverlikle kapısını aç, herhangi birine,
geri getir parlaklığını aynasının.
Ve doldur kırık kaplarını gözlerinin gümüşi ıslaklığıyla:
yaşamam için-  varlığını belleğimde taşımam için.
Anne.
Yaşlanma, lütfen ve gündüzleri aynalara inanma.
Durmaksızın  gözlerimde bakın.
Kederine diren. Sağlığın için umarsızca savaş.
Koru ruhunu, lütfen,
kırışıklıklardan, zamanın kumundan.
Boş iş deme, ara sıra
ruj sür dudaklarına...
Ve ölme- buyuruyorum sana- sonuna kadar.
Sonuna dek kal yaşamımda.
Karabasanlarımda görün, beyaz elbisenle
- düşün beni, 
suskun kadınların bakışlarıyla...
Şaşırayım, onlardan biri ardından  baktığımda
seni göreyim yağmurda,
pencerelerde,
balkonlarda, ağaçlarda ve kendimde.
Anne.
Beni bırakma,
anne.

Hristo Fotef

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder