Zaman makinesi olsaydı bana yetişebilirdin…
Gramofon
Hayata dair...
Bu Blogda Ara
13 Temmuz 2026 Pazartesi
15 Haziran 2026 Pazartesi
Hayat güzel
Bir zamanlar hoşuma gitmeyen bir söyleşiden kapıyı çarparak çıkmıştım. Psikoloji temalı seminer. Neden mi? Yüzleşmekten, bilmediklerini biliyoruz diyenlerden usandım. Mantık desen: yok. Bilgi hiç yüklenmemiş. Çözümleme yetisi, “o da neymiş? “ modundalar. Geriye kalan… güdümlü çirkinlik.
Oysa gezegende güzeliz, doğanın mevsimleri var, nefeslendiğimiz…
Şükredeceklerimiz var, ne yazık istismar edilesi. Yetinmek zorunda bırakıldıklarımız olsa da ilahi adalete inancımız var. Yaşam sevincimiz -yok edilene kadar-var.
Etrafıma bakıp çirkinliği, solup giden suretler, hayatlar görüyorum. Muhteşem doğanın isyanı gibi gelir fırtınalar, deniz ürkütücü dalgalanır, gökyüzü yeryüzüne kapaklanacak gibi olur… Güzel, iyi, adil, akil ne varsa korku kuşağında hapsedilmiş gibi. Aklını yitirmiş boş gezenlerin diyarında hapsolmuş gibi.
Oysa gezegen herkese yeter. Oysa hayat güzel…
Hayat çok güzel. Aşk, hayaller, düş kırıkları, kavuşmalar var.
Aklın yetmediği yerlerde mucizeler var. Umut var. Çok da özel, hikaye yazdıran trajediler var. Yani, hayat hep var. Kim hangi hırsıyla karamsarlığı yağdırsa da gün doğumu hep var. Rağmen.
Bu yüzden umudum saklı kalır bende, sahibi benim çünkü.
eylül
31 Mayıs 2026 Pazar
Ne yapsam, ne etsem
Eğitim diye söylendim, yazdım durdum, oradayım hala. Küskünüm. Şuna, buna, hayata değil, olana bitene, yaşananlara sırtımı döndüm. Güya. Kulağım, gözüm, zihnim, aklım… umutta.
Şaşkınım, olmamam gerek. Üzgünüm, beyhude. Öfkeliyim, çaresizliğe… Aklım, hayalim umutta.
Cehaletin virüs misali yayılmasına mı, korku umursamazlığına mı yansam? Utanmaz, merhametsiz, mantıksız kibre mi küfür etsem?.. Ne yapsam, ne etsem de haklı öfkeme yenilmesem…
eylül
12 Mayıs 2026 Salı
Kendimi gündeme kaptırdım
İstediğimden değil
“Nasıl bir hayat bu” diye her gün sorgulamanın yorgunluğu. Daha da yorgun eder. Karamsarlık demem, isyan ötesi bir durum. Hani karşında duran, dost dediğin, yalan söyler de suskun kaldığın anlar olur ya, işte öyle bir şey. Hazmedemezsin. Düşünür, düşünür durursun. Bir sonu yok, farkına varır ya da bir kaç kez daha oyuna gelirsin. Bu gibi bir ihtimal bile beni gerer. “Bu nasıl bir hayat”ın içine iyice gömülürsün. Olmaz olsun! Sosyal medyaya baksan, bakmasan ne olur. Merak edersin gündemi, vatan başlıklı olan biteni.
E, nedir olan? Hüsran…
Hadi bakalım…
eylül
5 Mayıs 2026 Salı
Hıdrellez
Çok yıllar öncesine götürür beni. Mayısın ilk günleri, kış ve bahar buluşması. Soğuk mu sıcak mı, kafa karışıklığı. Hıdırellez. Hikayesini kimi bilir, kimi bilmez, hadi geçelim burayı. Başyapıt bahar, hediyesi umut.
Şehir çocuğu olarak doğdum, hani şu ekmeğin ağaçta yetişir diye sananlardan.
Elbette kısa süren bir ahmaklık. Buradan çıkıp ilerleyelim. Nasılsa çocukluğumun bir kaç Hıdrellezi oldu.
Büyükbabam ve anneannemin evine misafir olduğum zamanlardı. Geçmişte kalan…
Hüzünlü anıları da geçelim. Evin karşısındaki meydan gelir aklıma, çeşmenin yanı ulu salkım söğüt. Sabahın en uykulu saatinde yaşlı dallarına tutunmuş salıncak kurulur, bir de oraya oturtulmuş ben. Mayısın ilk günlerinden gözyaşlarıma karışan gülümseme kaldı.
eylül
27 Nisan 2026 Pazartesi
Küçük şeyler
Sevinçlere olta atıp bekliyoruz.
Güneşli, ılık bir hava, ters gitmeyen iş günleri,
trafik sıkıntısız yolculuklar,
kalp arısız gerçekler…
Küçük mutluluklar.
Ruhumuzu kırıntılarla besliyoruz.
eylül
14 Nisan 2026 Salı
Uyanmak
Kış uykusundan uyanıyor doğa, sancılı. Seyrediyorum. İliklerime işleyen soğuğun kış güneşinde erimesinin tadına varıyorum. Nefesini hissetmek, güzel. Tüm olumsuzlukların bir mevsime yenik düşmesi, umutların yeşillenmesi, yeni-zaman durdurulmaz olsa da- yepyeni bir başlangıç. Aynı şarkıyı tekrarlamak değil, farklı besteyi notalara dökmenin vakti. Bilinmeze meydan okumak ya da teslimiyet değil, kavuşmak. Sonsuzluğu anlatır bahar mevsimi…
Uyanmak. Bu denli duygusal olmamın sebebi olmalı.
eylül