13 Haziran 2015 Cumartesi

Hayat dediğin...

Yaşadığını içinden geldiği gibi adlandır.  Yoksun oldukların,  aykırı bulduklarına göre adlandır. Yazdıklarımın altında ismim olsa da yazdıran  sen olduğun için kararını verip adlandır.  Ne ünvan ne de eğitim sınırın olsun. Ne makam ne de yokluk seni konuşturup sustursun.  Hayat denen hücreden kurtul yeter, dilediğin buysa, yoksa değil mi?..
 
Yardım edemem, kurtaramam seni hayatın gırdabından.  Bil isteyip yazdım,  güçlü ol diledim, pes etme diyebildim, satır aralarında.  Sana yardım edecek reçetem, sihrim, mucizem yok, aklımdan başka.  
Hayat dediğin acayip, rengarenk, gizemlerle dolu panayır.  Eğlencesi de var, gerilimi de.
Kalabalığın içinde kaybolmak, yalnızlaşmak var. 
Adaleti yok bu hayatın. Kurnazlığı, çirkefliği, bol dalaveresi var. Şeytanın  pazarlıkları yürür burada.  Vicdanın susturulduğunda  yaşantının alası var.  Mühürlenir kalbin. Sebeplerin çoğalır. Haklı olursun, her daim. Damarlarında akan kanın değil, menfaatlerindir...
İstediğin bu değil mi?..  Bu muydu yoksa?.. Nasılsa öleceksin. Toprağa karışacak bedenin. Bu yüzden:  Hayattan tad alacaksın!..  Sana ne atadan, halktan, vatandan, haktan.  Sana ne yokluktan, zordan.   Doğdun, bir de öldün olacak, değil mi?..  Ya Yaradan?.. 
 
Tüm bunlar seçimin değilse,  Yürek olacaksın... 
 
Kocaman Yürek  olacaksın.  Çaresize siper, puştun zulmüne duvar olacaksın.  Sebat edeceksin.  Şükredeceksin. Mutluluğu özgür edeceksin. Baştan başa Aşk olacaksın...
 
 
eylül
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder