4 Kasım 2014 Salı

Hayal hırsızlığı


Yazarlığımın ilk yıllarında edebiyat hocamın yazdıklarıma dair uyarısı olmuştu: "karamsar olma" diye.  Gülüp geçtiğimi hatırlıyorum.  Başkaldırı güdüsü ile gülüp geçtim. Yıllar geçti, asiliğim  beni terk etmedi.  Bazen baş belası, bazen kurtarıcı, geri kalan zamanda yeşerecek iklimi ve toprağı  bulamayan nadir bir bitki gibi sararıp solsa da, kalmak için direndi. 

Düşünüyorum da hayallerim hiç de absürt olmadı. Kolayca gerçekleşecek olanları düşledim. Bilerek değil, haddimin farkında olarak.  Velhasıl, bu hayat için mütevaziliğin bir kıymeti yokmuş... Ağa Babaların dediğiymiş, " büyük düşünüp, büyük oynayacaksın" diye. Ve bunu herkesi, herşeyi küçümseyerek yapacaksın. 
Ederim ben böyle anlayışın içine!..   Herneyse, tercih ve hesap meselesi. 

Ruhuma hitap eden müziği dinlerken, içimden duygu çağlayanları dökülürcesine, anlatamadığım bir heyecan sarar tüm benliğimi.  Yazarken ise ruhumun bestelerini duyuyorum, inanılmaz.  Ve bu bir frekans, anlatılanı anlamak, anlaşılmak,  buluşmak için ayarları bulunması  gereken frekans.  Aynı anda aynı kelimeyi haykırmak, aynı duyguda susmak, kemanın aynı teline dokunmak, aynı manzaraya bakmak... 

Yıllar geçti diye üzgün olup olmadığımı düşündüm. Değilim. Aşmam gerekenler gereğinden uzun zaman aldı, yapacak bir şey yok.  Öyle olmalıymış.  Ömür, resimli bir kitabı tamamlamak  ise ben kendi hikayemi hala yazmaktayım.  Her renkte yaşanacakların farkında...  Karamsar olunmaz ki, içinin simsiyah olduğu anlar olduğunun farkındaysan... 

Kolayca mutlu olabildiğim için mutluyum, öyle anlatılmaz, muhteşem bir hafiflik ki...
Bazen, aslında çok değil benim istediğim diye ağlayabiliyorum.  Yüreğimi mutlu etmek için burada olduğumu düşünüyorum, sıklıkla.  Güzel, masum, tertemiz herşeyin farkında olup onu koruyup kollamak için... Ve zifiri karanlıkta kayıp olmamak, çamura bulanmamak için direniyorum.  

Hayallerim küçücük, Aşk ile harmanlanmış, uzanıp dokunacakken kanatlanan, yine de mümkün.  Çalınmasalar...

eylül


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder