Bu Blogda Ara
16 Ağustos 2020 Pazar
Yaz sıcağı
Sıcak, öyle ki varsayılan bir kozayı üzerinden delice sıyırmak istersin. Sıcak, fakat kışı özlemezsin.
Denizin, nehrin, yol kenarlarındaki kaynaktan akan çeşmenin serin suyunu özlersin. Güneş öyle kavurur ki, gölgeler bile çöl serapları titrekliğinde. Aklına Gabriel Garcia Marquez'in satırları düşer.
Sonra, sırılsıklam olduğun bir yaz yağmuru. Olan biten herşey sıcak yüzünden.
Anların her biri farklı boyutta geçer, şimdi yazdasın. Yaz genleşmesi gibi olur, kabına sığmazsın. Yaprak kıpırdamaz, nefes alamazsın, sahili düşlersin ve bu bariz bir kaçış. Dönmeyi düşünmeden, sonu olduğunu kabullenmeden, anlık bir kaçış. Ülkeyi, siyaseti, sırtına çöreklenmiş ekonomiyi düşünmezsin.
Yaz ile birlikte, her mevsimin bencilliğini yaşarsın. Küçük hatta görünmez olduğunu anlar gibi, içine çekilirsin. İdrak edebilseydin keşke. Asıl gerçeğin bu olduğunu anlasan, hayatı daha yavaştan yaşarsın. Bile bile, kabullene kabullene güya, alttan alttan isyan ederek, küçücük zaferleri sıcak gülümsemelerle kutlarsın. Evet, yaz çok sıcak. Samimi. Gizli saklı herşeyi ortalığa çıkaracak kadar sıcak. Ruhun çırılçıplak, bedenin o çıplaklığı sever.
eylül
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder