Bu Blogda Ara

8 Ocak 2022 Cumartesi

Ruh kapanı

 Gökyüzü beton duvarı gibi, yamalı gri tonda.  Mevsim: İstanbul kışı, hiç bir kışa benzemez. Bu yüzden sevemedim kış aylarında bu şehri.   Hayat  tıknefes, kül rengi sevimsiz günlere hapsolur.  Caddeler asık yüzlerin mekanı sanki. Bereler, kaşkollar, maskeler,  pause tuşuna basılmışçasına benzer manzaralar.  Belki, güzel günler  gelmeden yaşanması gerekir bunların.   

    Mevsimlerle bir sorunun yoksa duygusal çalkantıda olmalısın.  Beklenmeden inen gözyaşlarını inkar edemezsin.  Çürümüşlüğün kokusu dayanılacak gibi olmadığında  kabuklarına sığınmak istersin. Hiç doğmamış gibi.  İmkansızların çaresizliği nasıldır?..  Fena. Belki senin için. Diğerlerini bilemediğini itiraf et. Öyle bir zaman çünkü. Kolay değil.  Yalan, yalan ve yalan. Hiç bu denli sahici olmuş mudur?.. 

     Yaşamak güzel. Kendinle, yüreğinle, hayallerinle güzel.  Yaşamak aslında  zor. Ciddi olarak zor. Herşeyin bir bedeli varken, herşeyin bir  usulü icat edilmişken hayatta kalmak zor.  Sonunda ya köleliği sindirip kabullenirsin ya da  görünmez olursun. 

İnsan ilken, yaradanın mucizesiyken , aklını es geçip, eksik kalmış  olduğunu kabullenirsen hayatta kalırsın.  Daha nereye kadar kandırılırsın?..  İyi de, aklını neden karartırsın? Sana okul yoluna set koyanlar  yüzünden.  Birkaç lokma ekmeğin peşine düşürenlerden. Aklına girip seni kullananların peşine takıldığında Ruhunu, geleceğini yok edersin.  Belki bilmeden, anlamadan, farkına varmadan.  Ne yazık, kendine ettiklerine… 

     İstanbul’a bakıyorum, sessiz, görmüş geçirmiş şehre. Fısıltısını duyuyorum, derinden.  Üzülüyorum, hem de öyle böyle değil, çok.  Yazık edilmiş deyip. Boşa yaşanmış deyip üzülüyorum. 

Başka bir hezeyan bu. Sancısı dayanılmaz.  Kendime İnsan olmanın bedeli bu mu diye sorup sorup duruyorum.  Mümkünken her şey, mümkünken en güzeli, bu mu?.. 

Parçalanıyorum.  Lime lime edilir  benliğim.  Sorular asılı, cevaplar ikiyüzlü…  Oysa esas mesele zaman değil.  İnsan. 


eylül





1 yorum: