Belki bahardan, kelimeler cümlelere sıralanmış sessizliğimden dökülmeyi bekliyorlar.
Kaybolup yeniden buluşup, parçalanıp, daha da kalabalıklaşarak sıkışıp kaldıkları labirentin koridorlarında çıkışı arıyorlar. Düşüncelerime yetişemiyorum. Gözkapaklarımın ardındaki ani flaş patlamalarında anlamlarıyla göz göze geliyorum ve karanlığın içinde erimelerini izliyorum. Sadece izliyorum. Yüküm gittikçe ağırlaşırken kum saatinden döküle döküle tükeniyor zaman.
Bahardan. Hislerimin nazlı dansı, tomurcuklanan doğa, yeşilin ve mavinin fısıltısı, içimdeki bulutsu hafifliğin sebebi. Kanımın daha hızlı akması, kapıları sonuna kadar açıp kanat çırpma arzusu, yenilenme, arınma duygusu ve depresif hayat yorgunluğu. Dünü yakıp küllerini sonsuzluğun rüzgarında savursan da, üstüne yapışan o hayat yorgunluğu...
Yazamıyorum. Kelimelerin hepsi hayatın içinde; kullanılmış, çiğnenmiş, tükürülmüş, kirletilmiş, aldatılmış... Onlar benim değil.
eylül
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder