Gezi, yemek, mimari tasarım programları ilgimi çeker, hepsi değil. Yapış yapış reklam kokanlar hiç değil. Yemek ayrı, gezideki duraklar, doğa ve karakterler ilgimi cezbeder. Yapımlardaki insan objesi halini ister istemez belli eder. Mağduriyetten dem vurmadan doğa ve ekonominin koşullarına rağmen dik durmaları aklımı alır götürür. Mest olurum.
Elbette arka planı bilemem. Bir çiftliğe gidilir, üretim filan tamam, gülen yüzler tamam. İçyüzü muamma. Sonrasına bakmam, düşünmem. Sadece huzura odaklanırım. İstemsiz bir gülümseme yerleşir dudaklarıma. Oysa huzur benim değil, maalesef bu toprakların bile değil.
James Martin ile Britanya izlerken oyalanıyorum. Sonra canım sıkılıyor. Çünkü aklıma düşer cennet vatanım. Derinden bir aahhh çekiyorum, sadece. Elimden gelen o. Ne yazık.
eylül
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder