Bu Blogda Ara

5 Mayıs 2026 Salı

Hıdırellez


      Çok yıllar öncesine götürür beni.  Mayısın ilk günleri, kış ve bahar buluşması. Soğuk mu sıcak mı, kafa karışıklığı. Hıdırellez. Hikayesini kimi bilir, kimi bilmez, hadi geçelim burayı. Başyapıt bahar, hediyesi  umut.

Şehir çocuğu olarak doğdum, hani şu ekmeğin ağaçta yetişir diye sananlardan. 

Elbette kısa süren bir ahmaklık.  Buradan çıkıp ilerleyelim. Nasılsa çocukluğumun bir kaç Hıdırellezi oldu.  

Büyükbabam ve anneannemin evine misafir olduğum zamanlardı. Geçmişte kalan…

Hüzünlü anıları da geçelim.  Evin karşısındaki meydan gelir aklıma, çeşmenin yanı ulu salkım söğüt.  Sabahın en uykulu saatinde yaşlı dallarına tutunmuş salıncak kurulur, bir de oraya oturtulmuş ben.  Mayısın ilk günlerinden gözyaşlarıma karışan gülümseme  kaldı. 


eylül



27 Nisan 2026 Pazartesi

Küçük şeyler

 Sevinçlere olta atıp bekliyoruz.

Güneşli, ılık bir hava, ters gitmeyen iş günleri, 

trafik sıkıntısız yolculuklar,

kalp arısız  gerçekler… 

Küçük mutluluklar. 

Ruhumuzu kırıntılarla besliyoruz. 


eylül




14 Nisan 2026 Salı

Uyanmak

      

    Kış uykusundan uyanıyor doğa, sancılı.  Seyrediyorum.  İliklerime işleyen soğuğun  kış güneşinde erimesinin tadına varıyorum.  Nefesini hissetmek,  güzel. Tüm olumsuzlukların bir mevsime yenik düşmesi, umutların yeşillenmesi, yeni-zaman durdurulmaz olsa da- yepyeni bir başlangıç.  Aynı şarkıyı tekrarlamak değil, farklı besteyi notalara dökmenin vakti. Bilinmeze meydan okumak ya da teslimiyet değil, kavuşmak. Sonsuzluğu anlatır  bahar mevsimi… 

     Uyanmak. Bu denli duygusal olmamın sebebi olmalı. 


eylül








5 Nisan 2026 Pazar

İnsan

 Yozlaşma kök saldı.  Salacak, salıyor, saldı, salmış  aralıkları. Oradaydım ve hala buradayım.  Üzgün müyüm? Muhtemelen çok.  Kızgın? Öyle olsam ne değişirdi?  Umursuyor olmasam üzülmem.  Değil mi?..

Üzgünüm çünkü bu bir yıkım oyunu. Maskelenmiş, hatta makyajlanmış, sinsice tasarlanmış. Sonuçları sebeplerinden doğacak olan bir oyun.  

      Söyleyip, yazdıklarım. Laf kalabalığı gibi göründüğüne neredeyse eminim. Ben veya sıradan herhangi birimizin söyledikleri kayda alınır mı? Komplo teorisi, safsata, akıl almaz… falan, filan.  Böylesi ifadeler gidişat herneyse, kolaylaştırır. 

Hayat, tezatlar örgüsünden mi ibaret?  Ciddi olarak düşündüm. Yanılmadığıma da emin olmak üzereyim, bunca yıl düşünüp, böyle bir kafayı taşımanın ödülü olmalı. 

      Dünya gezegeni hepimizin ortak yaşama alanı, ev.  İnsanın insan yasaları ile barınır olduğu ev.  Acı gerçek.  Sınırlar,  insan elinin çizdikleri. Düşman mıyız birbirimize?!..  Rekabet farklı, iştah geniş, fırsatlar sınırlı, siyaset … ölümcül. 


eylül 




29 Mart 2026 Pazar

Işık


     Kafamın içi arı kovanı gibi. Düşüncelerimi kaydedebilmek  isterdim. Kelimeler, cümleler, oluk oluk paragraflar akarken bir kaydı başlat düğmesi olmalıydı, değil mi?..   

Küçük, sessiz bir isyan çıkmazında kalmış gibiyim. Yanıldım belki, yine de kırılganım, yaralarımı kaşıyorum.

Farkındayım. Olan bitenin, basit gerçeklerin, kaçınılmazın. 

Korku değil, hüzün çökmüş ruhuma, dayanılmaz ağır, taşımakta zorlanıyorum. Hayır, korku değil. 

Anlamak, anlaşılmak değil.  Işığını kaybetmek belki. 

Aklımdan geçenleri seslendirebilsem, yine de eksik kalır ifadeler.  Barışmalıyım. 


eylül 





22 Mart 2026 Pazar

Usulca uyanırken

 Uçurumun kenarında derin uyku gibidir kış mevsimi. Öyle tutkulu ki, buza hapseder güzeli, çirkini… Bembeyaz ölümlerin mevsimi. Kar taneleri  dansı özlenir, fırtınaları korkutur. Kaçışı olmaz, vaktinin öncesi veya sonrasında illa gelir.  Öyle sıkı sarılır ki, canlı ne var ise, donakalır.  Kucağında kim kaldı ise uykunun en sonsuzunda kaybolur. 

   Sevmedim, sevemedim kış mevsimini. Okul yolunda kar beyazlığı  ne kadar eğlenceli  olsa  da eve dönüşümde  parmaklarımın sızısını unutmadım. Kızakların süratinde her ne kadar eğlendiysem de, sevemedim kış mevsimini. Belki sorun bende. 


eylül